Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1789
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 8083
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 233
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 752
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 1999 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Okuyucularımıza Sunduğumuz Temel Bilgiler
İZNİK ÇİNİLERİ

İznik çinileri

Yeni açan çiçeklerle, lalelerle, karanfillerle donatılmış evaniler, çini kaplı duvarlarında kuşların cıvıldadığı en güzel yapılar, göz nuruyla hareket eden hünerli ellerin hikâyesini anlatır yüzyıllardır.

İznik çinileri

İznik çinileri

İznik çinileri

İznik çinileri

İznik çinileri

İznik çinileri

İznik çinileri

İznik çinileri

İznik çinileri

İznik çinileri

İznik çinileri

İznik çinileri

İznik çinileri

Göl kenarlarına serpilmiş köylerden, zeytin ağaçları ile bezenmiş yamaçlardan ve meyve bahçelerinin arasından geçerken, kendinizi doğanın seyrine bıraktığınızda kocaman surlar bekçi kesilir önünüzde. Sırtını sırlara dayayan İznik`e sur kapılarından girersiniz. Asırlarca hüküm süren imparatorluklara başkentlik yapmış şehir aynı zamanda, hünerli nakkaşların göz akına işledikleri çinilerin de merkezi durumunda olmuştur.

Bugün hâlâ İznik`teki o nazik, yoğun uğraş sürüyor. Eski han ve hamamlar, medreseler, sokaklar, sağlı sollu çini atölyeleri ve seramik mağazalarıyla görenleri hayran bırakıyor. Çünkü, pür dikkat kesilmiş genç kızlarla erkekler, atölyelerde bir devrin desenlerinin ve renklerinin izini sürüyorlar.

ÇİNİ: ÇİN`E AİT
Osmanlı saray halkı, özellikle misk kokan haremlerde yaşayan kadınlar, 15. yüzyılda upuzun ipek yollarından geçip saray kapılarından giren kervanların çıkınlarında getirdikleri turna figürleriyle bezeli, firuze renkli Çin porselenlerine hayranlık duymaktaydı. El işi, göz nuru bu küçük porselenlere Farsça `Çin`e ait` anlamına gelen `çini` adı verilmişti… Çini; canlı renklerle, ışıl ışıl parıldayan motiflerin zenginliği ve aynı zamanda geniş yüzeyleri kaplayıp sağlamlığını artırma özelliğiyle, Türk süsleme sanatının en önemli unsuru olmuştur hep. Kullanım biçimine göre iki farklı grupta değerlendirilir. Batı`nın Tile-Art dediği duvar çinilerine eskiler `kaşi` demişlerdir. Günümüzde `kullanma seramik` adı verilen vazo, bardak, sürahi, kâse ve benzeri seramik ürünleri ise `evani` diye anılır.

EN İHTİŞAMLI DÖNEM
Özellikle Karahanlılar, İslamiyet`i kabul etmeleriyle birlikte mabetlerini çinilerle süslemeye başladılar. Bu mimari unsur, Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçukluları zamanında gelenek halini almıştır. Selçuklular`dan miras alınan çini sanatına Osmanlı ile birlikte yeni bir şekil ve misyon yüklenmişti. Çiniler, en uygun yer olarak İznik`te üretilmeye başlanmıştı. Rivayet edilir ki; 17. yüzyılda İznik kentinin dokuz mahallesinde halk, çini ve çömlek imal ederek geçimini sağlarmış.

Bu dönemde İznik`te üç yüzün üstünde çini fırını olduğu söylenir. Türk çini sanatı, tarihteki en ihtişamlı dönemini 16. yüzyılda Osmanlılar ile birlikte İznik çinilerinde yaşamıştı.

İmparatorluğun büyüyerek zenginleşmesi, inşa faaliyetlerinin artması, sarayın gösteriş anlayışının değişmesi ve payitahtın kudretini yedi cihana duyurmaya başlaması, çini sanatının da gelişmesini sağlamıştı. Hünerli ellerin, yaratıcı nakkaşların artmasıyla birlikte çinicilikte yeni teknikler ve doğayı kıskandıracak renklerle bezenmiş yeni motifler de bulunmuştu.

OSMANLI ÇİNİLERİ
Osmanlı dönemin ilk çini örnekleri İznik Yeşil Cami ve Medresesi`nde, Bursa`daki Yeşil Cami ve Türbesi`nde, Bursa Muradiye Camii`nde, İstanbul Çinili Köşk`te görülür. Bursa Yeşil Cami ve yanında bulunan külliyenin çini süslemeleri, erken dönem Osmanlı sanatında çininin ulaştığı düzeyi sergiler. Burada kullanılan renkli sır tekniğinde desenin konturları, kırmızı hamur üzerine derin kazılarak ya da baskı suretiyle işlenir. Sonra renkli sırlarla boyanarak fırınlanır. Süsleme örneğinin çinkolu saydam olmayan renkli sır ile kaplanması sık uygulanan klasik tekniklerden biridir. Bu teknikte, levha üzerinde renkli sır ile boyama yapılır ve çeşitli işlemlerden sonra fırına verilen çinilerde renklerin kalıcılığı sağlanır.

15. yüzyılın renkli sırla boyama tekniğinin, 16. yüzyılda İstanbul`da sürdüğünü görürüz. Yavuz Sultan Selim Camii ve Türbesi`nin çinilerinde de bu tekniğin uygulandığını izlemekteyiz. 16. yüzyılın ikinci yarısında ise, tekniklerde ve motiflerde ilginç bir değişim göze çarpar. Sadece sıraltı denilen teknik kullanılmaya başlanır.

İlerleyen dönemlerde sarı, beyaz, eflatun ve fıstık yeşilinin katılmasıyla renk kullanımı zenginleşir. Uzak Doğu kökenli hatayîli kompozisyonlar ve şakayık gibi desenler çini sanatına girer.

NASIL İCRA EDİLİR?
Çini levhalara önce bir astar çekilir, sonra istenen örnek dış çizgilerle çizilir, içleri arzulanan renklerle boyanır. Çini levha sır içine daldırılıp kurutulduktan sonra fırınlanır. Ve saydam sırın altında tüm renkler parlak bir biçimde ortaya çıkar. İtinalı bir teknik ve zarif bir desen anlayışıyla yapılan bu çinilerde, natüralist bir anlayışla işlenmiş lale, karanfil, sümbül, gül ve gül goncası, nergis ve süsen gibi envai çeşit çiçekler, bahar açmış ağaçlar, üzüm salkımları, servi ve elma ağaçları, hayali hayvanlar ve kuş figürleri üstün bir ustalıkla kompozisyonları zenginleştirir. Tüm bu zenginleşmede Osmanlı sarayına bağlı ustaların, nakkaşların hakkını vermek gerek. Özellikle Karamemi ve Şahkulu gibi nakkaşbaşların sorumluluğunda çalışan nakkaşlar ve çini ustaları çeşitli desenler yaratmışlardır.
    
SIRRA KADEM BASAN RENK
1550`lerde ortaya çıkan, renk paletlerine adını yazdıran, kısa bir süre kullanılıp daha sonraları sırra kadem basan `mercan kırmızısı` rengi bu dönemde çini sanatında kullanılmıştır. Mercan kırmızısının ortadan kayboluşunu, ustasının ölümüne bağlamaktan başka bir sebep bulmak zor gibi görünüyor. Çünkü bu renk bugün bile yapılamamaktadır. Mercan kırmızısıyla bezenmiş ilk çininin Süleymaniye Camii`ndeki kandil olduğu söylenir. Cami duvarlarına uygulanan çinilerde `İznik mavisi` ve `mercan kırmızısı`nın ağırlıkta olduğunu görürüz.

Günümüzde daha çok kullanma çinileri dediğimiz evani çinilerinin gelişimi, Fatih Devri`nin Nakkaşbaşı Baba Nakkaş`a kadar gider. İznik`teki atölyeleri gezerken dikkatimi çeken; evani dediğimiz çinilerin; sürahi, kâse, tabak, şamdan, maşrapa, bardak, kavanoz ve ibriklerin daha çok üretildiği olmuştu. 

EN GÜZEL ÖRNEKLER
Çini sanatının Osmanlılar`da zirveye ulaştığı dönemin tüm izlerini, kullanılan desenleri, renkleri, sayısız figürü başta Topkapı Sarayı`nı süsleyen çinilerde ve Rüstem Paşa Camii`nin mihrabını, duvarlarını, payelerini donatılan, döneme özgü lale figürleriyle bezeli çinilerinde görmek mümkündür. İstanbul Kadırga`da bulunan Sokullu Mehmed Camii, İstanbul Piyale Paşa Camii, Edirne Selimiye Camii, Üsküdar`da Atik Valide Camii, dönemin çini sanatına kaynaklık eden son örneklerdir. İstanbul Sultan Ahmed Camii, Türk çini sanatının en parlak dönemine ait örneklerin toplandığı son büyük yapıdır. Kayıtlara göre bu yapıda 21043 çini kullanılmıştır.

YENİDEN DOĞUŞ
İznik çinisi, seramik sanatı literatürüne `üretilmesi imkânsız seramik` olarak girmiştir. Bunun nedeni, içerdiği yüksek orandaki kuvars maddesinin şekil vermedeki zorluğu ve yüksek ısı değişimlerini gerektirmesidir. Camileri, medreseleri, harem salonlarını, kapı duvarlarını, saray odalarını süsleyen çiniler 950-980 derecede pişirilerek ve uzun emek isteyen çeşitli teknikler uygulanarak hazırlanmaktaydı. 90`lı yıllardan sonra İznik`de yapılan kazılar ve Faik Kırımlı ustanın çabaları, Prof. Oktay Aslanapa`nın araştırmalarıyla çini sanatı eski ihtişamına kavuşturulmaya çalışılıyor. 1993 yılında kurulan İznik Çini Vakfı ve 1995`te kurulan Çini ve Seramik Araştırma Merkezi sayesinde eski nakkaşların yerini alan genç kızlar, eski ve yeni tekniklerle göz akı levhalarda bir sırrı ifşa etmek için uğraşıyorlar.(Skylife Degisi, Ağustos.2008)



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.