Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtl?toplam kullanıc? 1831
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayıs? 10714
Açılan toplam Tartışma konusu sayıs? 236
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayıs? 755
Toplam 798 Bilgi Makalesi ve toplam 2053 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Okuyucularımıza Sunduğumuz Temel Bilgiler
KAŞGARLI MAHMUT

Türk Kültürünün en değerli ürünlerinden biri olan "Divânü Lûgat-it Türk" büyük âlim Kaşgarlı Mahmut`un milletimize,Türk dünyasına miras olarak bıraktığı çok kıymetli bir âbidedir.
 

11. asrın ilk yarısında doğmuş olan Kaşgarlı Mahmut`un elde bulunan yegâne eseri Divânü Lûgat-it Türk, Türklerin Tür­kistan`da Türk dünyasında bin yıl öncesine uzanan dil, tarih, edebiyat, siyaset, iktisat, coğrafya, tebabet, hat sanatı vb. hayatları hakkında bilgi veren bir ansiklopedi vasfını taşımaktadır.

Büyük Türkolog âlim, Kaşgarlı Mahmut "Divânü Lûgat-it Türk" adlı eseriyle bundan 920 yıl önce mukayeseli dilcilik ilmi yönteminin temelini atmıştır. Bu. Türk kültür tarihi bakımından olduğu kadar, Türk dili tarihi bakımından da üstün değerde bir kaynak eser niteliğindedir. Karahanlılar devrinde yaşayan büyük Türk bilgini, Kaşgarlı Mahmut, milâttan sonraki 1008 yılında Kaşgarda doğmuştur. Babası Hüseyin Buğrahan, annesi Rabiya hanım Mahmut`u küçük yaşından başlayarak iyi eğitmeye önem vermiştir. Kaşgarlı Mahmut, ilk, orta ve yüksek tahsilini Kara-hanlıların başkenti Kaşgar`da yapmıştır.

Kaşgar eski çağlardan beri Doğu ile Batı arasındaki millet­lerarası ulaşımın (ipek yolunun) önemli merkezlerinden biri idi. Kaşgar`a çeşitli ülkelerin tüccarları, elçileri, seyyahları, kültür adamları gelip gidiyordu. Kaşgar: Yunan, İran, Arap, Hint ve Çin kültürünün kesiştiği, temas halinde bulunduğu bir köprü niteliği taşıyordu.

Karahanlılar Devleti, Sultan Satuk Buğra Han`ın teşebbüsüyle 932 yılında İslâmiycti devlet dini olarak kabul ettikten sonra Arap. Fars ve Türk dillerine tercüme edilen Yunan, Arap me­deniyetine ait felsefe, matematik, tarih, astronomi, tababet ilmiyle ilgili eserler Kaşgar`da öğrenilmeye ve araştırılmaya başlamıştır.

Kaşgar Karahanlılar Devleti`nin sadece siyasî merkezi değil, aynı zamanda ünlü kültür merkezi haline gelmiştir.

Kaşgarlı Mahmut`un üstadı Hüseyin Binnî Halap (M.S. 1093 yılında vefat etmiştir) şeyh, imam ve zahid bir kişi olup, aynı zamanda tarihçi ve din âlimidir.

Kaşgarlı Mahmut, Karahanlı Devleti`nin başkenti olan Kaşgar`daki "Medrese-i Hamidiyc ve Medrese-i Saciye" yüksek okullarında tahsil görmüş, bilgi sahibi âlimlerden ders almıştır. Kaşgarlı, bu yüksek okullarda İslâm felsefesi, dil, gramer ilmi, mantık ilmi, tarih, coğrafya, astronomi, tıp ilmi vb. ilim dallarını büyük bir başarıyla öğrenmiştir. Ayrıca, Arap ve Fars dillerini çok iyi bilen bir âlim olarak yetişmiştir.

Kaşgarlı Mahmut 1057 yılında, 49 yaşında iken Kaşgar`dan ayrılmaya mecbur olmuştur57! Çünkü M.S. 1056 yılında Doğu Karahanlıların Hâkânı Süleyman Arslanhan ile küçük kardeşi Muhammet Buğrahan (Yağan Tekin) arasında kanlı bir savaş patlak vermiş, savaşta Süleyman Arslan Han esir düşmüş ve öldürülmüştür. Doğu Karahanlılar`a Muhammet Buğrahan, Kağan olmuştur. Muhammet Buğrahan, Yusuf Kadir Han`ın ikinci oğlu olup, Kaşgarlı Mahmut`un dedesi idi. Muhammet Buğrahan, Kağan olup 18 aydan sonra M. S. 1057 yılında Kağanlık tahtını büyük oğlu Hüseyin`e teslim etme kararını vermiştir. Muhaınmed Buğra Kağan`ın küçük hanisi (küçük hanımı) kağanlık tahtını devretme merasimindeki ziyafetten istifade ederek, Muhammet Buğrahan başta olmak üzere bir kısım Karahanlı şehzadelerini zehirleyerek öldürmüştür. Zehirlenerek ölenlerin arasında

Kaşgarlı Mahmut`un babası Hüseyin de var idi58. Bu saray suikastını gerçekleştiren hanıs oğlu, İbrahim`i Karahanlılar tahtına oturttu. Fakat Doğu Karahanlılar`in beyleri kanunsuz kağan İbrahim`e itaat etmedi. İbrahim annesinin talimatı üzerine, Barshan Hakimi İnaltigin`e karşı savaş açtı. Savaşta İbrahim öldü. Bu olaylardan sonra Doğu Karahanlılar`a Muhammet Buğrahan`ın küçük erkek kardeşi (Yusuf Kadir Han`ın en küçük oğlu) Mııhınuthan Tuğrul Karahan, unvanında kağan oldu. Onun ağabeyi Süleyman Ars-lanhan`ın oğlu Obul Hasan Orunbasar Kağan (yardımcı kağan- vezir) oldu. Bu hâdiseler 1058 yılında meydana geldi. Bu olay­lardan sonra Doğu Karahanlılar istikrara kavuştu. Gelişmeler devam etti. Kaşgarlı Mahmut M.S. 1057 yılında Doğu Karahanlı sarayında vuku  bulan suikastten kurtularak, Kaşgar`dan Batı Karahanlı devletine geçti. Maveraünnehir`e geçtikten sonra Türk boylarının yerleştiği bölgeleri teker teker gezerek 15 yıla yakın zamanını (1057-1072 yılları arası) "Divânü Lûgat-it Türk" kitabı için malzeme toplamaya sarfetti ve Türk boylarının yeniden az farkla şekillenmeye başlayan şivelerini inceledi. Kaşgarlı Mahmut M. S. 1072 yılında Selçuklular himayesindeki Arap Abbasiler halifeliğinin  başkenti  Bağdat`a geldi ve  Kaşgar`da yazmaya başladığı "Divânü Lûgat-it Türk" kitabını burada devam ettirdi. Büyük hacimli bu eserini, dört kez gözden geçirip düzeltti ve 1075 yılında tamamlayarak Abbasiler`in 27. halifesi, Ebûl Kasım Abdullah Muktedi Bi Emrullah`a takdim etmiştir. Kaşgarlı Mahmut`un Bağdat`a hicret etmesi, kitabını burada yazmasının bir önemli sebebi; şu dönemlerde Selçuk Oğuzlarının Sultanı Alp Arslan Hân (1063-1072) oğlu Melikşah Karahanlı Kağanı bikesi (kızı) Türkân Hatun ile evlenmişti. Bu olaydan sonra Kaşgar, Balasagun ve başka şehirlerden pek çok Uygur Türk âlimleri ilmî araştırma yapmak maksadıyla Bağdat`a gelmişlerdi. Kaşgar Opal`daki "Hazreti Mollam (Kaşgarlı Mahmut) me­zarının şeyhlerinden 92 yaşındaki  Bavudunkarıve diğer bil­ginlerden elde edilen bazı delil ve rivayetlere göre, âlim Kaşgarlı Mahmut Bağdat`tan 1080 yıllarında kendi ülkesiolan Karahanlılar Devleti`nin başkenti Kaşgar`a dönmüştür.

Âlim Kaşgar, Opal`da "medrese-i mahmudiye`yi" kurarak, bu medreseye müderris olup bir çok talebelere ilim öğretmiş ve 1105 yılında, 97 yaşında Opal`da vefat etmiş ve burada toprağa verilmiştir.

Kaşgarlı Mahmut`un doğduğu yeri ile mezarı (türbesi), 1980 yılından sonra Doğu Türkistan`daki ilmî kurumlar tarafından ciddi şekilde yürütülen ilmî araştırmalar sonucu elde edilen ve­sikalarla, Ocak 1983 tarihinde açıklığa kavuşmuştur. Opal Kaşgar vilâyeti, Kaşgar eski şehrinin batı kısmında yer alan ve Kaşgar şehrine 45 kilometre mesafede olan bir köydür. Pamir Dağı eteklerinde yer alan, manzarası güzel, havası iyi olan bu köyün batı kısmında "Hazret Mollam Dağı" denilen bir dağ var­dı. Bu dağ eteğinde "Hazreti Mollam" mezarı bulunmaktadır. Mezara 300-400 metre mesafede, Azak mahallesi yer alır, bu mezar araştırmalar neticesinde açıklığa kavuşmuş olan Kaşgarlı Mahmut`un mezarıdır" . (Bu mezar coğrafî mevkî bakımından Doğu Meridyeninin 7, 30, 75, kuzey paralelinin de 50, 18, 39`una uygun gelmektedir).

Kaşgarlı Mahmut (Divânü Lûgat-it-Türk" kitabında kendi bibliyografyası ile ilgili şunları belirtmektedir: "Şimdi Muhammet oğlu Hüseyin evlâdı Mahmut`un sözünü dinleyin"60, "Barshan Afrasıyap oğlunun adı, Barshan şehrini o yapmıştır. Mahmut`un babası şu şehirdendir".

"Opal bizim yurdun adıdır". Azak bizim köyün ismidir63. Araştırma sonucu elde edilen deliller ile Kaşgarlı Mahmut`un kitabında zikredilen malûmatlar birleştirilerek, Kaşgarlı`nın doğduğu ve ölümünden sonra toprağa verildiği yerin de Opal olduğu "Hazret Mollam" mezarının Kaşgarlı Mahmut`un mazarı olduğu kesinleşmiştir.

Kaşgarlı  Mahmut`un yukarıda zikrettiğimiz gibi  Divânü Lûgat-it-Türk eserini yazmadan önce birkaç sene içerisinde o devir Türk ülkelerini birer birer dolaşarak notlar almış ve doğru­dan doğruya kendi derlediği dil malzemesine dayanmış olması, eserinin değerini bir kat daha arttırmıştır. Gerçi Kaşgarlı Mah­mut   "Divânü   Lûgat-it Türk"te  esas  itibariyle  kendisinin "Hakaniye" diye adlandırdığı KARAVANİ Türkçesi üzerinde dur­muştur. Ancak eser yer yer XI. Yüzyıl Türk dünyasının çeşitli Türk boy ve kavimleri ile onların yeniden şekillenmeye başlamış şiveleri üzerinde de değerli bilgiler vermektedir ve bununla be­raber, Türk dilinin dünyadaki yeri ve önemini gurur ve iftiharla açıkça göstermektedir.

Alim Kaşgarlı Mahmut`un böyle" bir eseri yazabilmesi, Türkçülük için övünç kaynağıdır. Eserinde kişiliği ve Türklük bilinci gözle görülmektedir. Kaşgarlı Mahmut`un kişiliği hakkında yazılmış bir belge halen elimizde mevcut değildir. Dünyaca ün kazanmış bir bilgin, çağının seçkin insanı, yorulmaz bir gezgini olan Kaşgarlı Mahmut "Divânü Lûgat-it-Türk" eserinde kendinden fazla söz edilmesini uygun görmemiştir. Buna rağmen, Kaşgarlı Mahmut`un kişiliği, hayatı hakkındaki kesitleri, bize bırakmış olduğu eserinden az çok anlaşılmaktadır. "Divânü Lûgat-it-Türk"ten anlaşıldığına göre Kaşgarlı Mahmut, çekirdekten yetişme bir asker, iyi kargı kullanan, dinç, gözü pek ve güçlü bir kişi olarak bilinmektedir. Ve yine onun Karahanlı Kağan soyundan olduğu anlaşılmaktadır. Divânı`nda bunu oldukça açık bir biçimde söylemektedir. "Bizim atalarımız olan beyler" diye soyu, yiğitliği, araştırma hevesi ve edinmiş olduğu bilgiyle de övünmektedir. Kaşgarlı Mahmut, bu kitabını yabancılara, özellikle Araplar`a Türkçeyi öğretmek için yazdığını belirtmektedir. Bu sebeple Türkler`in İslâm topluluğu içindeki yerini belirtmeye gerek duymuştur.

Kaşgarlı Mahmut tarihimizde en eski bilgin, millî şuuru temsil eden bir şahsiyettir. Kendi ulusunun üstün niteliklerini ümmetçilik ortamında bağnazlığa kapılmadan ortaya koyabilmek, saygıya değer insanca bir davranıştır.

Kaşgarlı Mahmut eserinin başında Tanrıya şükür, Peygam­berlere salât ve selâdan sonra, sözünü şöyle devam ettirmektedir: "Tanrının devlet güneşini Türk burcunda doğurmuş olduğunu ve onların mülkleri üzerinde, göklerin dairelerini döndürmüş bulun­duğunu gördüm. Tanrı, onlara Türk adını verdi ve onları yeryüzüne hâkim kıldı. Zamanımızın hakanlarını onlardan çıkardı. Dünya milletlerinin yularını onların ellerine verdi. Onlarla birlikte çalı­şanları, onlardan yana olanları aziz kıldı. Ve Türkler yüzünden onları her dileklerine eriştirdi. Bu kimseleri kötülerin, ayak takı­mının şerrinden korudu. Oklarının isabetinden kurtulmak için. aklı olana düşen vazife bu adamların tuttuğu yolu tutmaktır. Derdini dinletmek ve Türkler`in gönlünü almak için onların dilleriyle konuşmaktan başka yol yoktur"  .

Kaşgarlı Mahmut şöyle devam ediyor: "Ben Buhara`nın sö­züne inanılır imamlarından birinden ve Nişaburlu başka bir i imamdan kesinlikle duydum. Her ikisi de senetleriyle bildiriyorlardı ki, peygamberimiz (S.A.) kıyamet belirtilerinden ve karışıklık­larından ve Oğuz Türkleri`nden söz ederken, "Türk dilini öğreniniz, çünkü onların egemenlikleri uzun sürecektir" buyurmuşlardır. Bu söz doğru ise, sorgusu o ikisi üzerine olsun, onu öğrenmek vacip (gerekli) olur, eğer bu sözün aslı yoksa akıl da bu dili zaten öğrenmeyi emreder65.

Kaşgarlı Mahmut, burada önce gördükleriyle vardığı yargıyı belirtiyor ve "Yüce Tanrı, Türkleri güçlü ve egemen kılınca rahat yaşayabilmek için yaşamında güvenli olabilmek için Türkler`in dilleriyle konuşmaktan başka çıkar bir yol olmadığını gördüm" diyor.

İkinci olarak da duyduklarını ileri sürüyor: Sözüne inanılır kişilerin rivayet ettikleri hadiseleri tanık olarak ortaya koyuyor.

Türklerin ululuğunu, Türk ulusunun İslâm topluluğu ve dini için ne kadar gerekli olduğunu da Kaşgarlı şu sözleriyle belirtiyor:

"Bize ad olarak Türk adını ulu Tanrı vermiştir" dedik, çünkü bize Halef oğlu imim Şeyh Hüseyin, ona da İbnü`l-Garkıy denilen kimse İbnü Ebi`d-dünya ahir zaman üzerine yazmış olduğu kita­bında ulu Peygamber`e tanıklıkla varan bir hadisi yazmış. Hadis şöyledir: "Yüce Tanrı, benim bir ordum vardır, ona Türk adını verdim. Onları doğuda yerleştirdim. Bir ulusa kızarsam, Türkleri o ulus üzerine musallat kılarım". İşte bu, Türkler için bir üstün­lüktür. Çünkü, Tanrı onlara ad vermeyi kendi üzerine almıştır. Bununla beraber, Türklerde güzellik, sevimlilik, tatlılık, edep, büyükleri ağırlamak, sözünü yerine getirmek, sadelik, öğünmemek, yiğitlik, mertlik gibi öğülmeye değer sayısız iyilikler görül­mektedir66.

Ümmet çağının bu ilk döneminde bilinçli, ulusçu bir Türk olan Mahmut`un bu tutumunun sebebi, onun 840-1212 yılına kadar devam eden Karahanlı Devletine bağlı Hakaniye Türklerinden ve millî şuurlu bir bilgin olmasındandır.

Karahanlı Devleti`ni kuran Türkler, Uygurlar ile Karluklardır. Hakaniye dili denilen dilin aslı Uygur Türkçesidir. Kaşgarlı Mahmut, Hakan soyundan olan Uygur Türklerine mensup bir âlimdir. Uygur Türkleri köklü geleneklerin yaşadığı bölgede büyük Türk medeniyetinin mirasçılarıdır.

İlk İslâm-Türk Devletini kurmuş olan Karahanlılar döneminde Kaşgar siyasî bakımdan olduğu kadar, kültür merkezi olarak da Doğu Türklerinin önemli bir kenti idi. Türk kültür tarihinin par­lak bir dönemini oluşturan Türk-Uygur medeniyeti burada İslâm ortamı içinde kendisine yeni bir gelişme imkânı bulmuştur.

Kaşgarlı Mahmut İslâmiyet`in dünya üzerinde geniş şekilde yayılmasıyla birlikte Arap kültürü ve Arap dilinin çok üstünlük kazandığı bir mezgilde kendisinin içten ve inançlı bir Müslüman oluşuna rağmen, bazı çevrelerce ileri sürülen Arap dili ve kül­türünün üstünlüğü iddiasının karşısına çıkmıştır. Bir enstitü veya akademinin zor yazabileceği bir eseri, tek başına hazırlarken dayandığı güç O`nun, sonsuz bilim ve çalışma gücü, eşsiz ulusal onurudur.

Kaşgarlı, Arap dili yanında Türk dilinin hiçbir eksikliği ol­mayan bir dil olduğunu şu sözleriyle işaret etmektedir: "Türk dilinin Arap dili ile koşu alanında yarışmakta olan iki at gibi paralel çizgide koşmakta olduğunu açıkça göstermek için Halul`ın "Kitab-u Eleyyin" adlı eserinde yaptığı gibi kullanılamayacak sözcükleri de bu kitaba ilâve etmeyi düşünmüş idim, lâkin söz­cükleri kolay bulmayı ve kişilerin heveslerini uyandırmayı naza­ra alarak özetledim. Kullanılmakta olan sözcükleri seçtim, top­ladım, kullanılmayanları bıraktım, benim takip ettiğim yol daha doğrudur".

Kaşgarlı Mahmut inançlı bir Müslüman olmasına rağmen "şahsiyetini açıklamayı, Türkçülüğünü fırsat düşdükçe halifesine, çevresine ve vatandaşlarına hissettirmeyi asla unutmamıştır". "Türk dilinin ve milletçiliğinin belirtilmesine yararlı telakki ettiği her bir malzemeyi dikkatle itina ile işlemeye koymuştur`" Âlim şâir Yusuf Has Hacib "Kutadgu Bilig" destanını, Karahanlılar Devleti İmparatoru Tabgaç Buğra Han`a sunduğu halde, Kaşgarlı tersine hareket ederek halifeyi tercih etmiştir. Kaşgarlı Mahmut`u bu şekilde harekete iten başlıca ve belki de yegâne gaye, "Türk dilinin Arap dili ile atbaşı yürüdüğünü" ispat etmek düşüncesi olmuştur.

Kaşgarlı Mahmut`un bu eseri Türk milletinin vatan sahipliğini ve millî şuurunu okşamaya yaramış ve Türk-Arap dostluğunun temelini kurmuştur. Kaşgarlı bu eserinde kendisinin Türk milletine mensup

olmasından iftihar ve mutluluk duyduğunu, ifade etmektedir. Bu bakımdan da bu eser, ilmî kıymetiyle beraber halkımızı, gençlerimizi Türklük şuuru ve sevgisiyle yetiştirmede çok önemli bir eser sayılmaktadır.

Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk`ün dediği, "Ne Mutlu Türküm Diyene!" sözünde olduğu gibi, buna benzer bir duyguyu, benzer bir fikri, Kaşgarlı Mahmut bundan tam 920 yıl önce Divânü Lûgat-it Türk eserinde açıkça ifade etmiştir.

"Divânü Lûgat-it Türk" denilen bu âbide Türklük bilincini yayacak bir kitap olduğu için, Çin yönetimi, özellikle komünist Çin yönetimi, Mao döneminde bu kitabın Doğu Türkistan`da çağdaş Uygur Türkçesine tercüme edilerek neşredilmesine izin vermemiş ve bu yoldaki çabalar engellenmiştir. 1955-1956 yılları arasında bu kitabın bir kısmı çağdaş Uygur Türkçesine, Doğu Türkistan (Şınjang) Darüefünun Dil-Edebiyat Fakültesi Dekanı Mehmet Emin Hüdâverdi tarafından, Arapçayı bilen bilginlere verilip tercümesi yaptırılmış idi. Bu tercüme 1958-1959 yılların­da Çin yönetimi tarafından Doğu Türkistan`da yürütülen "Yerli Milletçiliğe Karşı" hareket devamında soruşturması yapıla­rak, ateşe verilmiştir.

Mao`nun ölümünden sonra komünist Çin siyasetindeki bi­raz gevşeme rüzgârından yararlanan Doğu Türkistan`daki Uygur aydınları, 1978 yılında Kaşgarlı Mahmut`un Divânü Lûgat-it-Türk eseri ile büyük devlet adamı, âlim ve şâir Yusuf Has Hacib`in "Kutadgu Bilig" eserini Çağdaş Uygur Türkçesindeki tercümesi ile aktarılmasını neşretme teşebbüsünü ortaya atarak, ciddi faaliyete geçti. Netice itibariyle 1981-1984 yılları arasında Uygur Özerk Bölgesi Kaşgarlı Mahmut`un Divânü Lûgat-it-Türk kitabı Sosyal Bilimler akademisi tarafından ilk defa çağdaş Uygur Türkçesine tercümesi yapılarak, "Türk Tılları Divânı" olarak 3 cilt halinde Urumçi Halk neşriyatı tarafından yayımlandı.

"Kutadgu Bilig" ise yine Uygur Özerk Bölgesi Sosyal Bilimler Akademisi Milletler Edebiyatı Araştırma Enstitüsü tarafından, manzum halinde transkripsiyonu ile birlikte çağdaş Uygur Türkçesine aktarılıp, 1984 yılında Pekin Milletler Neşriyatı tarafından, neşredilmiştir. İlime, dil ve edebiyat tarihlerine çok bağlı olan Doğu Türkistan`daki Uygur Türkleri, bu iki kitabın yayınlanmasından dolayı fevkalâde sevinmişlerdir. Doğu Türkistan aydınları ve halkının kuvvetli istekleri, hükümet üzerindeki baskısı neticesinde 1987 ile 1990 yılları arasında Kaşgar`daki Kaşgarlı Mahmut ile Yusuf Hacib`in mezar ve türbeleri restore edilerek halkın ziyaretlerine açılmıştır.

Çin yönetimi ve bu yönetim siyâseti yanlısı bazı Çinli ilim adamları "Kaşgarlı Mahmut Uygur âlimidir. Uygurlar Türk değildir, bu yüzden Kaşgarlı Mahmut da Türk değildir" gibi saçma sapan görüşleri ileri sürmüşlerdir. Kaşgarlı`nın kendi eserindeki "Uygur dili temiz Türkçedir" "Ben Türkler`in uz dillisi, en açık anlatanı, akıllıca en incesi, soyca en köklüsündenim" gibi sözleri onlar için çok yerinde cevaptır.

Ama şunu üzülerek belirteyim ki, Türk dünyasının büyük âlimi Kaşgarlı Mahmut`un vatanı Doğu Türkistan bugün komünist Çin esareti altında zulüm ve işkence görmektedir. Orta asır dünya medeniyeti`nin altın beşiği, Türk kültürünün büyük gelişim gösterdiği büyük Türkistan`ın doğu kısmı olan, Doğu Türkistan`ı Çinliler, atom nükleer deneme alanı olarak kullanmaktadır. Bu topraklara ardı arkası kesilmeyen Çinli göçmen yerleştirmektedir. Bu toprakların altın başta olmak üzere petrol, demir, kömür, uranyum gibi yerüstü ve yer altı zenginlikleri Çin`in iç bölgelerine götürülmektedir. Bugün Türkiye`miz başta olmak üzere birçok ülkede Kaşgarlı Mahmut`un adı verilmiş okul, araştırma enstitü­leri, sokakları olduğu halde, Doğu Türkistan`da Kaşgarlı Mah­mut ile Yusuf Has Hacib adı verilmiş bir tek okul, bir tek sokak yoktur. Bu büyük âlimlerin Doğu Türkistan`da da kadir, kıymet ve hakiki yerini alacağı günler pek uzak değildir.*
 

Uygur Türkleri Kültürü ve Türk Dünyası

 57.    Turgun Alma. "Kadımki Uygur Edebiyatı", Kaşgar Uygur neşriyatı, yıl 1988 Kaşgar, s. 333-334.

58.    Turgun Almaş, "Kadımki Uygur Edebiyatı", Kaşgar Uygur neşriyatı, yıl 1988, Kaşgar, s. 334-335.

* Doğu Türkistan Vakfınca 13-15 Aralık 1995 tarihleri arasında İstanbul`da düzenlenen "Kaşgarlı Mahmut ve Doğu Türkistan Sempozyumunda sunu­lan bildiri. Türk Kültürü S. 420 s. 193-200, Ankara-199

59.    İbrahim Mutî Mırsultan Osman, "Kaşgarlı Mahmut`un  Yurdu Hayatı Mezarı", Tarım mecmuası, 1984, s. 3-10.

60.    Kaşgarlı Mahmut, "Türk Dilleri Divanı", Urumçi halk neşriyatı 1981, 1. cilt, s.l.

61.    Kaşgarlı Mahmut, a.g.e., 1. cilt, s.l 1.

62.    Kaşgarlı Mahmut, a.g.e., 1. cilt, s. 99.

63.    Kaşgarlı Mahmut, a.g.e., 1. cilt, s. 86.

64.   "Türk Dilleri Divanı", s. 5-6, Urumçi halk neşriyatı. 1981.

65.   "Türk Dilleri Divanı", s. 5-6, Urumçi halk neşriyatı, 1981.

66.   "Türk Dilleri Divanı", 1. cilt, s. 5-6, Urumçi halk neşriyatı, 1981.

67.   Ahmet Caferoğlu, "Kaşgarlı Mahmut", Kültür ve Turizm Bakanlığı ya­yınları, N. 601, Sevinç Matbaası Ankara, 1985.



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.