Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1730
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 7528
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 234
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 755
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 1989 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Okuyucularımıza Sunduğumuz Temel Bilgiler
MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM

MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM

 

                                     Ahmet ÖZDEMİR

                                   Maliyeci-İktisatçı

                                                      aozdemir2007@hotmail.com

 

 

Meslek liseleri ve diğer klasik liseleri öğrencilerinin üniversiteye giriş imtihanları bakımından ve YÖK (Yüksek Öğretim Kurulu) tarafından ortaya konulmak istenen not verme düzenlemeleri, bir kısım siyasi hesaplarla ve oy-rey çıkarı hesabiyle, ısrarla DANIŞTAY nezdinde dava konusu yapılmakta, ne yazık ki,  DANIŞTAY’ da; el hak iyi yaptınız ve ne isabet kapımıza geldiniz dercesine ve aceleyle, bu davaları kabul etmekte ve her defasında uygulamaya konulmak istenen normlar iptal edilmektedir. Milletin yüzde 70’ine rağmen, yüzde 20-30’u alınan kararlara adeta davul-zurna çalarcasına bayram havası ve zafer kazanma edası sergilemektedir. Şimdilerde, YÖK’ün, belirtilen konular hakkında yeni düzenlemelerde bulunduğu, çeşitli yayın organlarınca kamu oyuna intikal ettirilmektedir.

Geçmişte kalmakla beraber, vakti zamanında; BİZİM OCAK Dergisi, Sayı: 7-8 Temmuz/Ağustos 1984, GİRESUN İLERİ Gazetesi/o5.09.1984, MUĞLA HAMLE Gazetesi/04.09.1984, ERZURUM DOĞU EKSPRES Gazetesi/05.09.1984 ve BOLU SESİMİZ Gazetesi/06.10.1984’ nde yayınlanan ve GEÇMİŞTE BİR ZAMANLAR adlı Kitabımızın 254-255. sayfalarında yer alan  ve 1984 yılında yayınlanmış olan aynı başlıklı yazımızı, bu defa yeniden-tekrar gündeme getirmek ve okuyucularımızın-ilgileneceklerin bilgilerine aktarmak istedik.

Sözü edilen Yazımızda-Makalemizde  <<  Yurdumuzda ilköğretim mecburi bir eğitim olarak tedvir edilmektedir. Temel eğitim programının da yaygınlaştırılmasıyla, mecburi eğitim seviyesinin orta eğitimin birinci kademesine ulaştırılacağı ümit edilmektedir.

Bütün gayretlere rağmen okur-yazar olmayanların nispeti bir hayli yüksektir. Memleketin işsizlik, mesken, ihracat v.s. (ve sair) sıkıntıları yanında, eğitim sıkıntıları da  bir çok kimse üzerinde kendisini hissettirmektedir. İnsanlarımız örgün eğitimden istedikleri manada istifade edememektedirler. İlkokuldan yüksek öğretime kadar tercihler insiyatif dışında gelişigüzel kullanılabilmektedir.

Zaman zaman çeşitli gazetelerde işsiz sayısının 5 milyon civarında olduğundan bahisle meslek liseleri mezunlarının rahat ve kolay iş bulduklarından bahsedilmektedir. Anlaşıldığı kadarıyla, eğitim tercihleri meslek liselerine kaydırılmak istenmektedir. Veya, bu gayenin gerçekleşmesi için ön fikir uyandırılmak istenmektedir. Bunun münazarası fayda getirmez. Her vatandaşın asıl mesleği, ekmek yiyip iaşesini temin ettiği işi ne olursa olsun, mutlaka ikinci bir işinin olması faydalıdır. Bir hayat boyu hangi badirelerle karşılaşılamaz ki. İnsanoğlunun başına neler gelmez ki. Bu bakımdan; sadece bir devlet görevlisi olmak yeterli olamayacaktır. Hayatın çeşitli rizikolarına karşı olmak üzere ikinci bir hüner elde edilmelidir. Meslek liseleri şüphesiz bunlardan birisini vermektedir. Eğitim programları belirtilen gayenin ortaya konulması yönündedir. Bu okullarda okuyanlar arasında bir anket yapılır istatistiki neticeye gidilirse; görülür ki, buralar eğitim yapanlar daha ziyade fakir ailelerin çocuklarıdır. Ve nitekim,  bu kabil kimseler için Devlet’imiz de bir çok meslek liselerini bir kısım bakanlıklar bünyesinde eğitime hasretmiştir.

Asıl üzerinde durulacak konu mesleki eğitim programlarının yüksek eğitime açık bir şekilde tedviri olmalıdır. Her ne kadar günümüzde orta eğitimin ikinci kademesi olarak eğitim veren meslek liselerinden mezun olanlar, diğer lise mezunları gibi yüksek okullara gitmek imkânlarına sahiplerse de bu durumun devamı ortadan kaldırılmamalıdır. Köylümüzün, işçimizin, memurumuzun, esnaf ve sanatkârlarımızın çocukları ve bütün yavrularımız mesleki ve teknik eğitimden arzu edilen manada diledikleri kadar paylarını alabilmelidirler. Böylece insanlarımıza tarladan, fabrikadan en yüksek seviyede devlet yöneticisi olabilme imkânı sağlanabilecektir.

Normal çağında, emsalleriyle beraber orta eğitimini tamamlayamayan kimseler için gece eğitimi de yeniden başlamalıdır. Zira, bunların kapatılması sebebi olan anarşi ortadan kaldırılmıştır. Böylece, hem bir işte çalışma ve hem de yarıda kalan tahsilin ikmaline imkân verilmelidir. Günümüzde sadece okur-yazar olmak, kâfi görülür olmaktan çok uzaktır. Devletin bekası ve sisteminin çalışabilmesi için gerekli kontenjanların tespitinden arta kalan talebin ise bilhassa sosyal ve güzel sanatlar eğitimine kaydırılması yoluna gidilmelidir.

Bu hususta özel sektör imkânlarından dahi faydalanmanın mümkün olacağı ve gerekli etüdün yapılmasıyla faydalı tarafların ortaya getirilmesinde ek kontenjanların sağlanacağı açıktır. >>  şeklindeki görüşlerimizi belirtmiştik.

Aradan 26 yıl geçtikten sonra, bugün gelinen ve görünen noktaya bakalım. Orta öğretimin ilk kademesi ilköğretim bünyesine çekilmiş veya ilkokullar ortaöğretimin ilk kademesine yükseltilmiş, belirtilen sistem bütün kent-köy mekânlarını kucaklar hale getirilmiş ve böylece mecburi öğretim süresi daha üst çıtaya çekilmiştir. Artık, milli eğitimden geçenlerin tamamı ortaokullu olmuşlardır. Bunların altında acaba ne yatıyordu? Ortaokulları mecburi olarak bütün köylere yaygınlaştırmak desek, zaten; köylerin nerdeyse tamamında ortaokullar açılmış ve eğitim verir hale getirilmişti. Trafik sürücü belgesine sahip olacaklar daha tahsilli olsun da trafik canavarı yok olsun-azalsın desek, böyle bir görüntü de henüz yok gibi, sanki. O değil-bu değil, öyleyse, nedir bu uygulamanın temelinde yatan, diyelim. Eh, o değil-bu değilse, mutlaka (AB) Avrupa Birliği normlarına geçiş ve adaptasyonudur, demekten daha kolay cevap bulmak mümkün olmasa gerektir. Gerekli cevap bulundu, denilsin. Peki, şimdi ne değişti. Bir kısım köy okulları eğitim vermez durumda ve atıl bırakıldı. Bunların, köy muhtarlığı-odası-kültür-spor kulübü-sağlık ocağı ve/veya merkezi-lojman-pansiyon olarak kullanılması sağlanamadı. Taşımalı eğitim sebebiyle, bir kısım trafik kazalarında çocuklarımız-eğitimcilerimiz-görevli/görevsiz insanlarımız az da olsa heder oldular. Köylerde, eğitim vermek durumunda kalan öğretmenlerimiz ikâmet edecek ev bulmakta zorlandılar ve kendilerine lojman imkânı da verilemedi ve yakın kasaba-belde merkezlerinden işlerine gelip-gitmek ve trafik canavarıyla karşılaşmak durumunda ihtimalen de olsa bırakıldılar. Ergenlik yaşının ilk basamağındaki çocuklarla  eğitime yeni ve ilk adım atmış bebelerin bir arada olabilmedeki uyumsuzlukları (öğrencisi çok olan okullarda sabahçı-öğlenci uygulamalarıyla, bu durumun çaresi sağlanmak istenmiştir) idarecileri çıkmaza itmiştir,adeta.

Lise ve dengi öğretimlerin gece tedrisatları kaldırılmış olmasına karşılık (bu yönde açık öğretim sistemi ihdas edilerek TRT’nin bir kanalıyla da eğitim desteği verilmek istenmiştir) ikili öğretim adıyla gece eğitimlerine üniversite ve yüksek okullarda imkân sağlanmıştır. Birçok, meslek liseleri (yatılı-yatısız) kapatılmıştır. Fakir aile çocuklarına, köyünüze kadar ortaokulları (ilköğretim şeklinde) getirdik, bundan sonrasına ne lüzum var, denilmiştir havası tezahür ettirilmektedir, adeta.  

AB normlarını yakalamak için, ortaokul-lise açıktan bitirme sistemi ihdas edilerek, herkesin enazından lise diploması almasına fırsat verilmek istenmiştir. Mahalli yöneticilerin organizasyonunda da, zaman zaman okuma-yazma kursları düzenlenmiştir. Bir zamanlar, ortaokul mezunları 45 günlük eğitimlerle jet öğretmen yapılır iken, daha sonraları da öğretmenlerin yaz eğitimleriyle ön lisans diploması sahibi olmaları yolları açılmıştır. Artılarıyla-eksileriyle, bunlar; geride kalmıştır, diyelim.

Şimdi de, düz liselilere haksızlık olmasın diye, üniversiteye girişte meslek liseliler aleyhine olacak sistemin ihdasına ve devamına sanki dayatmada bulunulmaktadır. Halbuki, meslek liseliler klasik liselilere nazaran arzu edilen manada eğitim alamıyorlarsa; bu durum diğer liseliler lehinedir. Çünkü, imtihanda da aynı paralelde başarısız olabilecekleri söylenebilir. Halbuki, meselenin esası bu değildir. Meslek liseliler, yüksek öğretimde; bizde varız demişler ve girdikleri her dalda ve hayatta da çoğunluğu itibariyle başarılı olmuşlardır. Sütre gerisinde kalan ve bir türlü ifade edilemeyen gerekçe ise, meslek liseliler meyanında imam-hatip liselilerinin önünü kesmektir. Bunlar, sivil-asker yüksek okullara genel manada gitmemeli ve sadece kendi branşlarında yüksek tahsil yapabilmelidir. Görüş, bu-iddia, bu-stratejik hedef, bu. Bu kafa kimde. Kısmen de olsa ve ne yazık ki: İlericiyim, sosyal demokratım, diyenlerde; maalesef. Asteğmenden-imamdan devlet başkanı … olmaz, olmasın, öyle mi? Bu memleketin imkânlarının, zadegân çocuklarına hasredilme zamanı çoktan gelip geçmiştir. Anlamayan kafalar-akıllar, anlasın; görmeyen, gözler, görsün; duymayan kulaklar, duysun. İmam-Hatip liseleri Milli Eğitim Bakanlığının eğitim programını uygulamıyor mu, eğitim ve öğretim bu Bakanlığın gözetim ve denetiminde değil mi? Öyleyse ve avamın tabiriyle << Gerisi, faso-fiso >> olmuyor mu? Buna ne denilir, acaba!

Amerika’da, artistten Devlet Başkanı oluyor da, bizde; bakış tarzları itibariyle de olsa; bu ve benzeri ile diğer her türlü konularda-sahalarda geniş kalplilik ve hoşgörülülük gösterilmiyor. Anlamak, mümkün olmasa gerektir.

Artık,teknoloji-bilgisayar sistemi gelişmiş ve yaygınlaşmıştır. Kapalı ve yüz yüze eğitim veren üniversite ve yüksek okullara gidemeyenler; sosyal eğitim üzerinden tedrisat yapan (hukuk-iktisat-maliye-yönetim …) açık öğretimde ön lisans-lisans eğitimlerini tamamlasınlar. Böylece, yüksek okula gidemeyen ve açıkta kalan kimse kalmaz Nasıl olsa; hakimler-savcılar, kaymakamlar, merkezi yönetim ile taşra teşkilâtı  denetim elemanları … adayları; bitirmiş oldukları eğitim kurumlarından öteye ve ayrıca kurum içi mesleki eğitime tabi tutuluyorlar. Yine, serbest meslek icra eden noterler (Noterler Birliğince), avukatlar (Barolar Birliğince), malî müşavirler (TÜRMOB), gümrük müşavirleri  (Birliklerince), acenteler (İlgili şirketlerince), emlâk komisyoncuları (Derneklerince) kamu-özel bankaların personelleri-denetim-yönetim elemanları … ile bunların dışında kalan   ciddi ve kurumlaşmış özel sektör sahalarında da önemli görevler ve çalışma sahaları için aynı uygulamada bulunuluyor. Öyleyse, şekli şartlardan olan her derecedeki eğitim ve öğretim kurumları diplomalarına sahip olabilme yolları kolaylaştırılmalı ve alternatifli olarak çoğaltılmalıdır.     

 



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.