Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1812
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 8406
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 235
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 753
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 2008 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Okuyucularımıza Sunduğumuz Temel Bilgiler
MUHAMMED HÜSEYN ŞEHRİYAR
TÜRKLÜĞÜN BÜYÜK ŞAİRİ:MUHAMMED HÜSEYN ŞEHRİYAR
 
"Güneş kaybolmuş, akşamın sessizliği yavaş yavaş çöküyordu Tebriz`in üstüne. Caddelerdeki ayak sesleri, resmi dairelerin kapanmasıyla evlerine giden memurlardan geliyordu. Bir kısmı da alış-verişten dönenler aitti.
Şehriyar, Bank-ı Kişavarzi (Ziraat Bankası)nda yorucu bir gün geçirmiş;bir an önce evine ulaşıp, anasının güzel yemeklerle donattığı sofrasına oturmayı düşünüyordu.
Evlerinin bulunduğu sokağa sapacağı sırada, dün gece yarım bıraktığı şiir geldi aklına...O an ne yorgunluğu kaldı, ne de aklına takılan anasının yemeği... Durup, cebinden yarım kalan şiirin yazılı olduğu kağıdı çıkardı. Sırtını duvara yaslayıp, şiirini tamamlamaya başladı. Akşam iyice çöküp olanca karanlığını Tebriz`in üzerine büründüğü anda, o da şiirin son mısraını yazdı.
Seviçle evden içeri girdi. Bu sevinç, eli hünerli yaşlı anasının yemeğini tatma isteğinden doğmuyordu;şiirini bitirmiş olmanın çoşkusuydu. Sofraya oturmadan, cebinden çıkardığı son şiirini anasına heyecanla okumaya başladı. Şiiri bitirdiğinde anasının yüzüne baktı. Anasının yüzünde her zaman var olan gülümseme yoktu. Şaşırdı. Oysa her şiir okuyuşunda sevincini belli ederdi. Dayanamadı:
-Ana hasta mısın yoksa?
Anası Farsça hasta olmadığını söyledi. Bu cevaba büsbütün şaşırdı. Anası evde Farsça konuşuyordu! Oysa anası, yalnızca Fars tüccardan alış-veriş ederken Farsça konuşurdu... Aklı yettiğinden beri evde herkes Türkçe konuşurdu. Hele rahmetli babası buna çok özen gösterirdi.
Şehriyar, hayret dolu bakışlarla anasına sordu:
-Ana niçin Frasça söyledin?
Yaşlı kadın, oğlunun yüzüne bakmadan yüreğindeki sızıyı dile getirdi:
-Sen Türkçe şiir yazıyor musun ki;ben sana  Türkçe söyleyem? Evimize hapsettin Türkçe`yi! ot kökü üstünde biter.Türkçe ile büyüdün, Farsça yazarsın. Artık dinlemeyeceğim şiirlerini!
Şehriyar`ın yüzü allak bullak oldu.Elindeki Farsça yazılı şiirin bulunduğu kağıdın parmakları arasından yere düşürdüğünü bile hissetmedi... Yavaş yavaş yürüyerek yandaki odaya geçti. Zihni karmakarışıktı. Yüzüne bir ana tokadı inmişti! Yemeği unuttu. Geçmiş günlere daldı.Babasının elinden tutup Haydar Baba Dağı eteklerindeki köyleri dolaştırmasını hatırladı. Hoşgenap`ı, Güllüce`yi, Kayışkursak`ı, Vangüzelleri`ni bir bir gezişini düşündü... Babasından dinlediği Türkçe masallar, zihninin gizli mahsenlerinden bir bir çekip;beynine egemen oluyordu...
Oturduğu sedire uzandı. Kendi kendine inlercesine konuştu:
-Türkçe yazacağım...Bundan sonra Türkçe yazacağım!"
(Bu bölüm Mevlüt Uluğtekin Yılmaz`ın 1997`de Azerbaycan`da yayımlanan "Türk Halklarının ortak Ata-Babaları" adlı eserinden alınmıştır)
ŞEHRİYAR KİMDİR?
Türk dünyasının en güçlü şairlerinden olan Muhammed Hüseyn Şehriyar, 1904 yılında Tebriz`de doğdu. Babası "Dava vekili" olan Mirza Aka Hoşgenabi, Hoşgenap kasabasının Haydar Baba Köyü`ndendir.
Şehriyar, güney Azerbaycan(İran) kentlerinden olan Tebriz`de ilk öğrenimini gördü. İlkokuldan sonra Medrese-i Talibiye`de Arapça ve Arap edebiyatı yanında Fransızca öğrenmeye çalıştı. Liseyi Tahran`da bitirdi. Tıp Fakültesine girdi. Tıp eğitimini tamamlayamadan, son sınıftan ayrıldı. Çeşitli memuriyetlerde bulundu. Bu arada şiir gücü gittikçe büyüyor;İran`da zevkle okunan şairler arasına giriyordu. Hep Frasça yazıyordu. Babasını 1936 yılında yitirince ruhi bunalıma düştü. 1942 yılından itibaren beş yıl boyunca büyük sıkıntılar çekti. Onun bu zor günlerinde, annesi tek dayanağı oldu.
Yazdığı şiirler tüm İran`ın kalbini feth etti. Kendisini çağın Nizami`si, Hafız`ı ve Sadi`si olarak gördüler. Farsça`yı bir Farstan çok daha mükemmel kullanıyor;Fars dilini şiir sanatında ustaca işliyordu. Daha sonra, annesinin uyarısı üzerine Türkçe şiirler yazmaya başladı.
Şehriyar, çok genç yaşta evlendi. Bu evlilikten bir kızı oldu. Bankadan emekli olunca, daha sakin bir hayat sürmeye başladı. En büyük zevki, küçük kızını bağrına basarak Tebriz sokaklarında dolaşması idi.
Şehriyar, yaşadığı sürece, şiir yanında;tasavvufla ilgilendiği gibi;Kur`an ayetlerini kendi elleriyle levhalara yazarak, Hat Sanatı`nda da söz sahibi olduğunu gösterdi.
ŞEHRİYAR VE TÜRKİYE...
Şehriyar`ın özellikle Türkiye`de tanınmasına neden olan şiiri "Haydar Baba`ya Selam" adlı mükemmel eseridir...Bu eser ilk kez Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü tarafından 1964 yılında Sayın Ahmet Ateş`in gayretleriyle kitap haline getirildi.
Haydar Baba  şiirine ad olan Haydar Baba, hem bir köy adı, hem de bir dağın ismidir. Haydar Baba dağının eteklerinde şu köyler bulunmaktadır:Güllüce, Narinabad, Başkend, Taşatan, Kıpçak, Serha, Karaçimen, Hoşgenap, Kayışkursak, Vangüzelleri, Büyükşenlikova vb... Bunlar adlarından da anlaşılacağı gibi, Türk köyleridirler.
Haydar Baba şiiri Türkiye`de yayımlandığında, çok büyük yankı bulmuştu.
ŞİİRİN ÖZELLİĞİ...
Şehriyar Haydar Baba`ya  selam şiiriyle çocukluk günlerine döner. O günleri arar. Büyüdüğü ve gezdiği köylerdeki gelenekleri, köy hayatını anlatır. Anlatışında durukluk ve içtenlik vardır. Haydar Baba`ya selam şiirinde anlattığı hayat ve yaptığı tasvirler, dünyadaki herhangi bir Türk köyündekinin aynısıdır. Aynı sosyal ilişkileri bir Türkmeneli`nde, Kırgızeli`nde, Kazakeli`nde veya Özbekeli`nde bulmak mümkündür. Nitekim, geçenlerde dergimizde tanıtılan(Yeni Düşünce Dergisi) Erzurumlu Şerif Çöpürgensli`nin köyünde söz eden şiirindeki anlatımla, Şehriyar`ın anlatımı örtüşmektedir. Bu bakımdan, bu ulu şair, adeta Türk dünyasında yaşanan bozkır hayatının, özellikle köy hayatının en usta tasvirini taşır. 76 kıta olan şiir Türkçe`nin Azerbaycan ağzı ile yazılmıştır.
Diğer taraftan Şehriyar,İran`da yazdığı, Türkçe şiirlerle, İran Türklüğünün kültür varlığını da dünyaya duyurmuştur. Şehriyar, bu açıdan da unutulmayacak bir Türk ulusudur.
Bu büyük Türk şairi 1988 yılında sonsuzluğa göçtü. Durağı uçmak olsun.
 
HAYDAR BABA`dan bir mısra:
 
 
Haydar Baba, Nene Kız`ın gözleri,
Rahşende`nin tatlı tatlı sözleri
Türkçe dedim okusunlar özleri
 
Bilsinler ki, adam gider, ad kalır,
İyi, pisten ağızda bir tad kalır.
 
(Yeni Düşünce Dergisi, Mehmet Efe Sorgunlu, 5-11 Ocak 2001, Sayı:717, Sayfa:58-59)
(www.turkmeclisi.org sitemiz kaynak gösterilmeden kullanılamaz)


Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.