Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1789
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 8077
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 233
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 752
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 1999 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Okuyucularımıza Sunduğumuz Temel Bilgiler
TÜRK EDEBİYATI II.

Türk Cumhuriyetleri ve Türk Toplulukları Türk Edebiyatları :

Türkiye dışındaki Türk Cumhuriyetleri ve Türk toplulukları, Türk edebiyatları aynı kültürden beslenmiş olmaları yönüyle, ortak edebi bir geçmişe sahiptir. İslamiyet öncesi Türk edebiyatının sözlü ve yazılı eserleri zaten sınırlı bir coğrafyada yaşayan Türklerin ilk ortak edebi ürünleri sayılmaktadır. Bu bakımdan Türk destanları ve İslamiyet`ten sonra yaygınlaşan halk hikayeleri, bütün Türk dünyasında da aynı şekilde yaygın olarak bilinmektedir. İslamiyeten etkisiyle gelişen Türk edebiyatında da durum bundan farklı değildir. Kırgız Türklerinin "Umanas Destanı", Özbek Türk edebiyatının ilklerinden Ali Şir Nevai, Babür Şah, Ahmet Yesevi, Uygur Türklerinin aynı zamanda ilk edebi eseri olan Divân-ı Lügati`t-Türk, Kutadgu Bilig, Atabetül Hakayık gibi Türk edebiyatının klasikleri, bu "ortak edebi" geçmişin örnekleridir. Nizami, Nergisi, Bağdatlı Ruhi, Kadı Burhanettin, Seyyid Nesimi, Ahdi, Fuzuli gibi şair ve yazarların "klasik" bir nitelik taşıyan söz konusu eserleri bütün Türk dünyasında tanınmış ve okunmuştur.

19. yüzyılda bağımsızlıklarını kaybeden Türk boyları, Anadolu coğrafyasında gelişen edebi anlayışla, şekil ve muhteva bakımından farklılık arz eden bir edebi faaliyet göstermişlerdir. Türkiye dışında kalan Türkler bütün olumsuz şartlara rağmen edebi eserler vermeye devam etmişlerdir. Bu edebi eserlerde ana tema her zaman "hürriyet" fikri olmuştur. Zaman zaman milli kaynaklara yönelen sanatçılar, halkın sıkıntılarını edebi eserler vasıtasıyla dile getirmişlerdir. Bu eserlerde en önemli özellik yazar ve şairlerin sembolik bir anlatımı tercih etmeleridir. Bu tavır, sanatçının içinde bulunduğu topluma yönelik bazısiyasi baskılardan kaynaklanmaktadır.

20. yüzyılın sonlarına doğru "milli uyanışa" sahne olan Türk dünyasında edebi gelişmeler de bu paralelde gerçekleşmiştir. Şair ve yazarlar öz kültürüne yönelmiş ve yarım yüzyıl yasaklanmış pek çok milli düşünceyi eserlerinde işlemeye başlamışlardır.

 

TÜRK CUMHURİYETLERİ TÜRK EDEBİYATI

Azerbaycan Türk Edebiyatı :

Azerbaycan Türk edebiyatı, Azerbaycan, İran, Irak sahalarında yaygın olarak kullanılan Azeri şivesiyle meydana getirilen eserlerden oluşmaktadır. Halk edebiyatı ve İran edebiyatı etkisinde gelişen Azeri edebiyatı ile Anadolu`da gelişen Türk edebiyatı arasında pek çok ortak nokta bulunmaktadır. Kerem ile Aslı, Köroğlu, Nasreddin Hoca, Aşık Garip gibi edebi ürünler her iki sahada da yaygındır. Anadolu sahasında da tanınan Kadı Burhanettin, Nesimi, Fuzuli gibi şairler, Azeri edebiyatının önde gelen isimlerindendir.

Kazakistan Türk Edebiyatı :

Kazakistan Cumhuriyeti bünyesinde yaşayan Türkler ile Doğu Kazakistan`daki Kazak Türklerinin oluşturduğu bu edebiyata "Kazak Türkleri Edebiyatı" denir. Anadolu sahasında bilinen Tahir ile Zühre, Yusuf ile Zeliha, Leyla ile Mecnun gibi halk hikayeleri Kazak Türkleri arasında da yaygındır.

 

Kuzey Kıbrıs Türk Edebiyatı :

Kıbrıs, 1571 yılında Türkler tarafından fethedilmiştir. Yaklaşık beşyüz yıl; dil, tarih, folklor ve edebi alanda çeşitli eserler veren Kıbrıs Türkleri, XX. yüzyıla kadar klasik edebiyatımızın etkisinde kalmıştır. Aşık Remzi, Mehmet Derviş Efendi, Sükuti gibi klasik edebiyatı şairleri aynı zamanda klasik edebiyat şairleri aynı zamanda klasik edebiyatın ilk temsilcileri sayılır. Bir müddet adada ikamet eden Ziya Paşa ve Namık Kemal de bazı eserlerini burada vermiştir.

Kırgızistan Türk Edebiyatı :

Ala dağlar(Tanrı dağları) vadisi ve Ala dağlar bölgesinde yerleşmiş olan Kırgız Türkleri, zengin bir sözlü edebiyata sahiptirler. Kırgızların en önemli destanları Manas Destanı`dır. Manas Destanı`nın bilinen kısmı 500 bin beyit kadardır.

Çağdaş Kırgız Türk edebiyatının en önemli romancısı Cengiz Aytmatov`dur. Özellikle lirik aşk hikayeleri ve halk kültürlerinden ilham alarak yazdığı milli eserleriyle tanınan Cengiz Aytmatov`un eserleri pek çok dile de çevrilmiştir.

 

Özbekistan Türk Edebiyatı :

Özbekistan Türk edebiyatı, Türk şivelerinden biri olan Çağatay şivesiyle meydana getirilmiş edebiyatın devamıdır. Bütün Türk dünyasında tanınan; Ali Şir Nevai, Babür Şah, Şeybani gibi şair ve yazarlar, Çağatay Türkçesiyle eserler yazmışlardır.

Türkmenistan Türk Edebiyatı :

Bugünkü Türkmenistan Cumhuriyeti sınırlarında yaşayan Türklerin meydana getirdiği Türkmenistan Türk edebiyatı, zengin sözlü bir edebiyata sahiptir. Türk dünyasında da yaygın olarak bilinen "Dede Korkut kitabı, Köroğlu, Aşık Garip Hikayesi, Tahir ile Zühre" gibi halk hikayeleri bu sözlü edebiyatın temelini oluşturur.

Türk Toplulukları Türk Edebiyatı :

İdil-Ural çevresi edebiyatı: Tatar edebiyatı, Başkurt edebiyatı, Çuvaş edebiyatı, 

Karadeniz, Kafkas ve Hazar ötesi edebiyatı: Gagavuz Türkleri edebiyatı,

Kazan Türkleri edebiyatı, Kırım Türkleri edebiyatı, Karaim Türkleri edebiyatı, Karaçay-Balkar Türleri edebiyatı, Kumuk Türkleri edebiyatı, Nagay Türkleri edebiyatı, Karakalpak Türkleri edebiyatı, 

Sibirya Türkleri edebiyatı: Yakut Türkleri edebiyatı, Hakas Türkleri edebiyatı, Tuva Türkleri edebiyatı, Altay Türkleri edebiyatı, 

Balkan Türkleri edebiyatı: Batı Trakya Türkleri edebiyatı, Romanya Türkleri edebiyatı, Yugoslavya ve Makedonya Türkleri edebiyatı, Bulgaristan Türkleri edebiyatı, 

Irak Türkleri edebiyatı, 

Doğu Türkistan - Uygur Türkleri edebiyatı gibi toplulukların edebiyatlarından oluşmaktadır.

Türk edebiyatı ile Türk toplulukları arasındaki yarım yüzyıllık siyasi bir kopmanın dışında hiçbir ayrılık gözlenmemektedir. Duygu, düşünce ve zevk bakımından ortak bir özellik taşıyan Türk edebiyatlarındaki konu farklılıkları her bölgede yaşayan "tarihi, siyasi ve sosyal olayların" ayrı ayrı biçimlerde gelişmesinden kaynaklanmaktadır.

Türk topluluklarındaki eserlerde ekseriyetle "esaret teması" ve "hürriyet fikri" ana temayı oluşturmaktadır. Bütün Türk toplumlarında; "milli kaynaklara yönelme ve öze dönüş"le ilgili konularda da ortak noktalar bulunduğu gayet açık bir şekilde görülmektedir.

XIX. ASIR TÜRK EDEBİYATI TARİHİ

Ahmet Hamdi Tanpınar`ın, Tanzimat Fermanı`nın 100. yıldönümü olan 1939 tarihinde yazdığı bir kitaptır.

Batı etkisinde Türk Edebiyatı

Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı

Fecr-i Ati Edebiyatı

Servet-i Fünun Edebiyatı

Tanzimat dönemi Edebiyatı

Milli Edebiyat, yazı ve yaratıların, sanatsal ürünlerin yabancı etkilerinden sıyrılarak kendi ulusal değerlerimize dönmeyi, halka kendi diliyle seslenmeyi ilke edinen 1908`de başlayıp 1923`e değin süren edebiyat akımı ve bu yönelime katılan sanatçıların oluşturduğu topluluk.

1908 de ilan edilen II. Meşrutiyet`den sonra başlayan ve o devirde “Türkçülük” adı verilen milliyetçilik hareketi, edebiyatta öz kaynaklara dönme düşüncesinin doğmasına yol açtı. Ancak 1911 Trablusgarp Savaşı, 1912-1913 Balkan Savaşı, 1914-1918 Birinci Dünya Savaşı, 1919-1922 arasındaki ateşkes ve işgal yılları gibi büyük olayları içine alan ve Osmanlı İmparatorluğunun parçalanıp yıkılmasıyla sonuçlanan bu süreçte toplum ve siyasette olduğu gibi edebiyatta da bir karışıklık durumu söz konusuydu.

Dilde sadeleşme ve yabancı etkilerden kurtularak öz Türkçe`ye dönme hareketi Selanik`te Ömer Seyfettin, Ali Canip ve Ziya Gökalp tarafından çıkarılan Genç Kalemler Dergisi`inde “Yeni Lisan” olarak gündeme getirilmiştir. 1911 Nisanında ortaya atılan bu düşünnceye göre, konuşma dilini yazı dili haline getirme davasını benimseyerek, Ömer Seyfettin`in kaleminden “Millî Edebiyat`ın Millî Lisan`dan doğar” sözleriyle özetlenmiştir. Bu hareket kısa zamanda edebiyat çevresince kabul görmüş ve 20. yüzyıl Türk Edebiyatı`nın ayırıcı niteliği olmuştur.

Aruz vezni yerine hece veznini kullanma düşüncesi ilk defa Mehmet Emin`in 1897 Yunan Savaşı sırasında yayınladığı Türkçe Şiirler adlı kitabıyla tartışmaya açılmıştı. Rıza Tevfik`in halk şiirleri yolundaki koşma ve nefesleriyle desteklenmiş olsa da, bu ilk çalışmalar Türk Edebiyatı`nı Divan Edebiyatı`nın etkisinden kurtararak özgünlüğüne dönmesine yetmedi. Hece vezni Birinci Dünya Savaşı içinde, özellikle 1917`de Servet-i Fünun Dergisi tarafından “Şairler Derneği” adıyla toplanan genç edebiyatçılar Orhan Seyfi, Yusuf Ziya, Faruk Nafiz tarafından benimsenmişti. Ancak yine aynı dönemde aruz vezni de Mehmet Akif Ersoy, Ahmet Haşim, Yahya Kemal Beyatlı gibi üç kuvvetli sanatçının elinde doruk noktasına erişiyordu.

1908 II.Meşrutiyet`ten Birinci Dünya Savaşı ateşkes sonuna kadar süren bu dönemi her şeyin birbirine girdiği tamamen bir geçiş dönemi olarak tanımlayabiliriz. Bu dönemin güçlü kalemleri Mehmet Emin Yurdakul ve Mehmet Akif Ersoy toplumsal konulara yönelirken diğerleri sadece aşk, özlem gibi, bireysel ve duygusal konular ve temalar üzerinde durmuşlardır.

Milli edebiyat sanatçıları halk edebiyatının kurallarını benimsemişlerdir. milli unsurlara dönmeyi amaçlamışlar bu nedenle ÖZTÜRKÇE felsefesini gütmüşlerdir.

İslam etkisinde Türk Edebiyatı

Divan edebiyatı

Halk edebiyatı

İslam öncesi Türk Edebiyatı

Savlar

Sözlü Edebiyat

Uygur Metinleri

İslamiyet`ten Önceki Yazılı Türk Edebiyatı

Yazılı Edebiyat, Türkler arasında yazının kullanıldığı devirlerde başlayan bir edebiyattır.Eldeki en eski ürünler 5. ve 6.yüzyıllarda yazıldığı tahmin edilen Yenisey Krıgızlarına ait balbal `adı verilen mezar taşlarıdır.Ancak bu yazıtlar, adlar ve birkaç sözcükten oluşan Türkçe sözlerden ibarettir.Bu yazıtlardaki alfabe daha sonraki dönemlerde kullanılan Göktürk alfabesine göre ilkel bir nitelik taşır.

Yazılı edebiyata ait en önemli örnekler 8.yüzyılda dikilen ve günümüze dek ulaşan Göktürk Kitabeleri`dir. Bu yazıtlara bugün Moğolistan`da bulunan Göktürk Kitabeleri, Orhun Irmağı`nın eski yatağı üzerinde bulunduğu için Orhun Yazıtları (Anıtları/Kitabeleri) denmiştir.Göktürk Kitabeleri`de Yenisey Yazıtları gibi dikili taşlar üzerine Göktürk alfabesiyle yazılmıştır.

Yazıtlarda Doğu Göktürklerin tarihinden, komşularıyla olan ilişkilerinden savaşlarından ve yönetiminden söz etmektedir.Canlı bir söylev dili ve üslubu vardır.Bu yazıtlar,Türk dili tarihi açısından önemli belge niteliği taşır.

Yazılı Dönem Ürünleri

Orhun Kitabeleri

Uygur Metinleri

Orhun Kitabeleri: Çinlilere karşı bağımsızlık savaşı yapan, Türk bütünlüğünü yeniden kurmak için içte ve dışta savaşan Köktürklerin hikayesi anlatılır bu yazıtlarda. Bu abideler 38 harfli olan Köktürk alfabesiyle yazılmıştır. Bunlardan en önemli olanları 3 tanedir.

1.                       Bilge Tonyukuk Yazıtı: Dört bakana vezirlik etmiş olan Tonyukuk tarafından yazılmıştır. Daha çok Çinlilerle yapılan savaşlar anlatılmaktadır. 

2.                       Kül Tiğin Yazıtı: Göktürk hakanı Bilge Kağan`ın kardeşi Kül Tiğin`in ölümü üzerine Bilge Kağan tarafından dikilmiştir.

3.                       Bilge Kağan Yazıtı: Göktürk hakanı Bilge Kağan`ın ölümünden sonra yazdırılmış bir abidedir. Son iki yazar daha çok dönemin olaylarından, törelerden ve Bilge Kağan`ın ulusuna dilediği iyi dileklerden söz eder.

Uygur Dönemi Eserleri: Köktürk devletinin yıkılmasından sonra kurulan Uygur hanlıklarından kalma eserlerdir. Daha çok Buddha ve Mani dininin esaslarını anlatan metinlerdir. Bunlar turfan yöresinde yapılan kazılarda ortaya çıkarılmıştır. Uygurların kâğıda kitap basma tekniğini bildikleri anlaşılmaktadır. Dönemden kalma birçok hikâyenin yanında "kökünç" denilen bir ilkel tiyatro eserleri de vardır. Uygurlar bu eserleri 14 harfli Uygur alfabesiyle yazmışlardır.

HALK BİLİMİ

Halkiyat karşılığı vererek bilimi ilk olarak Ziya Gökalp ile Fuad Köprülü 1913’te dile getirdiler. Halkbilimi veya yaygın kullanımıyla folklorun ilk Türk kaynakları Orhun Abideleri’dir. Bilimsel döneme kadar çeşitli kaynaklarda atasözleri, efsaneler, hikayeler, masallar, türküler, seyahatnameler bulunmaktadır. 20. yüzyıl başında folklor araştırmaları Ziya Gökalp, Fuad Köprülü, Rıza Tevfik, Satı Bey ilk yazıları yazdılar. 1925’de Maarif Vekaleti’nin derlemeleri Yurdumuz Nağmeleri adıyla yayımlandı.

Darülelhan 1916’da kuruldu, 1924’te Türkiyat Enstitüsü açıldı, 1925’te Etnoğrafya Müzesi faaliyete geçti. 1927’de Anadolu Halk Bilgisi Derneği kuruldu, 1932’de dernek Halkevleri ile birleşti. 1932’de kurulan TDK önemli araştırmalar yaptı. 1936’da Ankara Devlet Konservatuarı kuruldu. 1939’da DTCF’de arşiv çalışmaları başladı. 1955’te Folklor Araştırmaları Kurumu (ilk adı Türk Halk Sanatlarını ve Ananelerini Tetkik Cemiyeti) açıldı. 1960’da Halk Eğitimi Merkezleri açıldı. 1961’de TKAE kuruldu. 1966’da MFAD (ilk adı Milli Folklor enstitüsü) açıldı. 1964’de Türk Folklor Kurumu (YTGTFEKD), 1960’ta Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü kuruldu. Üniversiteler ve DGSA içinde halkbilimi, halk edebiyatı kolları kuruldu. Pek çok dernek, eğitim ve araştırma merkezleri halk oyunları ve halk kültürü çalışmaları yapmaktadır. Türk halkbilimini araştıran, arşivleyenler arasında Pertev Naili Boratav, Nida Tüfekçi, Sadi Yaver Ataman, Tahir Alangu, Remzi Oğuz Arık, Metin And, İlhan Başgöz, Adnan Saygun, Selim Sırrı Tarcan, Sedat Veyis Örnek, M.Halit Bayrı, Muzaffer Sarısözen, Ahmet Yamacı, Yücel Paşmakçı, Eflatun Cem Güney, Hikmet Dizdaroğlu, Sadettin Nüzhet Ergun, Malik Aksel, Süheyl Ünver, Ahmet Caferoğlu, Abdülkadir İnan, Rauf Yekta, M.Şakir Ülkütaşır, İsmet Zeki Eyüboğlu, Hamit Zübeyr Koşar, Hikmet Tanyu, Haluk Tarcan başta gelen yazarlardır. Folklor, halkın maddi ve manevi kültürüne ait her şeyi inceler. Türkiye’de folklor araştırmalarında halk edebiyatı, etnoloji ve Türkiyat ile halk kültürünün belli başlıkları ortaya çıkarılmıştır. Gelenekler ve töreler doğum, düğün, ölüm kültürleriyle yaygın bir folklor ağıdır.

Türk folkloru çeşitli dallara ayrılabilir

Halk inanışları Halk giyimi Halk oyunları Seyirlik oyunlar Doğum, üğün, ölüm adetler Dinsel gelenekler Halk müziği Halk deyişleri, atasözleri. Halk edebiyatı Halk sporları Yemek ve mutfak sanatı El sanatları Zanaatlar Batıl inanışlar Çocuk oyunları Ev mimarisi Halk mimarisi.

NASREDDİN HOCA,

Yazıya geçirilmiş ilk Nasrettin Hoca hikayesini Sarı Saltuk`un hayatını anlatan Saltukname içermektedir. Fatih Sultan Mehmet`in oğlu Cem`in (sonradan Cem Sultan ismiyle tarihe geçecektir) şehzadeliği esnasında verdiği talimat üzerine Ebülhayr Rumi tarafından Saltukname yedi senelik bir çalışma sonucunda Türk sözlü geleneğinden toplanarak 1480 yılında tamamlanmış ve kitaplaştırılmıştır.

Abdullah Efendi´de başlamış ve tahsilinin sonunda babasının yerine köyünde imamlık yılında vefat ettiği şeklindeki rivayet göz önüne alınırsa, onun, Selçuklular devrinde yaşadığını ve Timur Han ile görüşmediğini dikkate almak gerekir.

 
NOT : Türk Edebiyatı alanında Vikipedi’den bilgi toplanarak kaynak kullanılmıştır. Bu bölümlerle ilgili detaylı bilgi için http://tr.wikipedia.org/ adresinden ilgili başlıklara bakınız.


Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.