Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1780
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 7976
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 233
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 752
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 1998 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Okuyucularımıza Sunduğumuz Temel Bilgiler
YARGI DERNEKLERİ

YARGI DERNEKLERİ

 

                                      Ahmet ÖZDEMİR

                                     Maliyeci-İktisatçı                                                    

                                                      aozdemir2007@hotmail.com

 

 

Son yapılan Anayasa değişiklikleri 12 Eylül 2010 Pazar günü itibariyle halk oylamasına sunuluyor. Bunun için başta AKP olmak üzere, MHP, CHP meydanlara çıktı. DTP potansiyel destek gördüğü iddiasında bulunduğu mahallerde-yerlerde, vatandaşların sandığa gitmemesine ve oy kullanmamasına, baskıcı gayretler içinde oluyor.

Nihayet, TBMM’de grubu olan partiler ve iktidar Partisi; halk oylamasının güven oyu mahiyetinde olmayacağını deklare etmekte iseler de, belirtilen  durumlar; 13 Eylül sabahının getireceklerinden emin olunamamasına dayansa gerektir. Kim ne derse desin, sandıktan bariz bir şekilde hayır oyları fazlalığının çıkması halinde, bu görüntü; muarızlarınca siyasi iktidarın Millet nezdinde güvensizliği şeklinde yorumlanacak-iddia edilecek ve seçim isteme tamtamları çalmaya başlayacak ve belki de, hakim ve siyasi iktidar; erken seçim değil de öne çekilmiş seçim yorumlarıyla ve muhtemelen 2011 ilkbaharında genel milletvekili seçim sandıklarını seçmenlerin önüne getirebilecektir.Aksine, sandıktan bariz bir şekilde ve herhalde yüzde 60-70 gibi bir nispette EVET oyları çıktığında; siyasi iktidar prestijini-itibarını daha da artırmış olacaktır. Ana ve diğer muhalif partiler, istemeseler dahi bundan çok büyük siyasi itibarsızlığa düçar olmuş görüntüsünü sergilemiş olacaklar ve bazıları da gelecek seçimlerde baraj altında kalma endişesine kapılabileceklerdir. İşte, o zaman; kimlerin uykularının kaçtığı ve/veya sabahlara kadar uyuyamadıkları belli olacaktır.Söylenir ve iddia edilir ki, siyaset; olgunluk ve yeri geldiğinde elhamdülillah yağmur yağıyor, demek sanatıdır. Ne yazık ki, bu işler; hep böyle gelmiş ve her halde böyle gidecektir. Meydanlardaki, siyasi konuşmaları, hançereleri yırtarcasına atılan nutukları, hakaretleri-aşağılamaları, ibretle-üzüntüyle ve hatta gelecek endişesiyle seyredenlerin-dinleyenlerin sayıları hiç de az olmasa gerektir.Hatta, diyebiliriz ki, her siyasi parti açık hava-kapalı salon … toplantılarına iştirak edip alkış tutanların ve aynı yönde iç bünyeleri itibariyle yeise kapılanların  sayılarının da inkâr edilemeyecek cesamette olabileceği, dikkatten uzak tutulmamalıdır. Bilhassa, 12 Eylül 1980 siyasi deprem ve askeri güçle ve zorla el koyma hadisesinden sonra siyasi iktidar ve/veya ortağı olmayan hiçbir siyasi mefkûre-düşünce kalmamıştır. Sağ-sol-orta, ilerici-gerici gibi atfedilenlerden iktidar veya ortağı olmayan yoktur, neredeyse. Neredeyse bunların hepsi, siyasetin aldatıcı-kandırıcı-yalan söyleme sanatını icra ederek; muhalefette iken başka-iktidarda iken başka konuşma, hal ve harekette bulunma gösterisinde bulunmuş olmalarına rağmen, vatandaşların bir kısmı; belirtilen kimseleri tanımıyormuş-bilmiyormuş gibi davranarak, önlerine gelenlere alkış tutma-güler yüz gösterme nezaketini sergilemektedirler. Görülüyor ve anlaşılıyor ki; taraflar birbirlerine << Alan razı, veren razı. >> misâli davranmış oluyorlar.

Halk oylaması sebebiyle ve meydanlardaki konuşmalarının bazılarında, sayın Başbakan, ( YAR-SAV ) konuşmacılarının beyanlarını ve Hükümete karşı olan menfi tavırlarını, muhtemel ihtilâfların önlerine gelmesi itibariyle << İhsası reyde bulunmak. >> olarak değerlendirmekte ve anlaşılıyor ki; bunlar hakkında yeniden düzenleme çalışmaları yapılacaktır, demektedirler.Hatta, hakimlerin ve yargıçların dernekleşmemesine dikkat çekmektedirler.

07.11.1982/2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI’ nın << A. Dernek kurma hürriyeti >> başlığını taşıyan 33. Maddesinde <<  (Değişik: 23.7.1995-4121/2 md.; 3.10.2001-4709/12 md.) Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahiptir.

Hiç kimse bir derneğe üye olmaya ve dernekte üye kalmaya zorlanamaz.

Dernek kurma hürriyeti ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hürriyetlerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.

Dernek kurma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.

Dernekler, kanunun öngördüğü hallerde hâkim kararıyla kapatılabilir veya faaliyetten alıkonulabilir. Ancak, millî güvenliğin, kamu düzeninin, suç işlenmesini veya suçun devamını önlemenin yahut yakalamanın gerektirdiği hallerde gecikmede sakınca varsa, kanunla bir merci, derneği faaliyetten men ile yetkilendirilebilir. Bu merciin kararı, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, bu idarî karar kendiliğinden yürürlükten kalkar.

Birinci fıkra hükmü, Silahlı Kuvvetler ve kolluk kuvvetleri mensuplarına ve görevlerinin gerektirdiği ölçüde Devlet memurlarına kanunla sınırlamalar getirilmesine engel değildir.

Bu madde hükümleri vakıflarla ilgili olarak da uygulanır. >> denilmektedir.

Diğer taraftan, 22.11.2001/4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU’ nun 56-100 maddelerinde de derneklere ilişkin hükümler vaz edilmektedir.

Derneklere ilişkin asıl düzenleme 04.11.2004/5253 sayılı DERNEKLER KANUNU’ nda yer almaktadır.

Halen, hakimlerin-savcıların YAR-SAV ve DEMOKRAT YARGI adıyla kurulmuş iki derneği vardır. Kamu Dış Denetim Kurumu ve Yüksek Hesap Mahkemesi olarak denetim ve yargı fonksiyonu icra eden SAYIŞTAY meslek mensuplarının da SAY-DER adıyla kurulmuş bir derneği mevcuttur.

Yukarıda gösterilen derneklere, hakimler-savcılar, denetçiler-üyeler ve savcılar dışında kalan; adalet personeli, genel idare çalışanları üye olamamaktadırlar.

1980 öncesi kargaşa döneminde, kamu personelinin dernekleşmesi; insanları korkutur olmuş, sağlık-emniyet-eğitim-memur dernekleri üyeleriyle, resmi işlerden dolayı karşı karşıya gelmekten endişe etmişlerdir. Düşünün, karşı görüşten bir doktora, emniyet mensubuna, öğretmene, memura; işiniz düştüğünde, kimden emin olabilirsiniz.

Ne yazık ki, bir kısım sendikalarda, vakıflarda, odalarda olduğu gibi bazı derneklerde de; kanun ve tüzüklerinde belirtilen konularla ilgisi olmayan fiil ve uygulamalarda bulunulabilmekte, beyanatlar-demeçler verilebilmektedir.Neredeyse, her birisi siyasi partiler ve mensupları gibi davranabilmektedir.

Bunların harcamaları, düzenli ve periyodik olarak incelenememekte ve dolayısıyla de hangi harcamaların hangi işler, eylemler, faaliyetler için yapıldığının ortaya konulması ve gerektiğinde idari-adli inceleme ve kovuşturma işlemleri-muameleleri ideal manada yapılamamaktadır.

Gerçekten, geçmişin karanlık günleri de dikkate alınarak: Hakimlere-savcılara; Sayıştay Meslek Mensuplarına; TSK subaylarına, astsubaylarına, uzman personellerine; Emniyet mensuplarına; kamu doktorlarına; Milli Eğitim öğretmenlerine; Devlet memurlarına; dernekleşme-vakıflaşma imkânı verilmemelidir.

AB normları ve sair görüşlerle, dernekleşmenin lüzumuna kanaat hasıl oluyorsa; belirtilen dallarda sadece bir dernek kurulmalı ve yönetim ve diğer organlarının teşkilinde nispi temsil esası getirilerek, farklı görüşlerin yarışmasına, yönetime ve diğer organlara aldıkları oy nispetinde girmeye; alınacak yönetim kararlarında enaz 2/3 çoğunluğunun geçerlilik sağlayacağına düzenlemede bulunmakta isabet olsa gerektir.

Belirtilen manada yapılacak çalışmalar meyanında, işlerinin icabı olanlar hariç olmak üzere; öğretim üyeleri de dahil olmak üzere kamu personelinin (seçilmişler hariç) bıyık, top/keçi, kirli sakal bırakmaları yasaklanmalı, din adamlarının da kırk yaşından itibaren İslâmi bıyık ve sakal bırakabilmelerine (ilgili yönetmeliği icabı ve isteğe bağlı olarak) düzenlemeler getirilebileceği hususları da ele alınmalı ve gerekli değerlendirmelerde bulunulmalıdır, deriz.

Ayrıca, kamu meslek kuruluşları, dernekler, vakıflar başkan ve yönetim ve diğer organlar üyelerinden milletvekili seçilenler, parti teşkilatları genel merkez ile il-ilçe teşkilatlarında görev yapanlar da, değinilen görevlerinden çekilmelidirler.

Dernek üyelerinden, içinde bulunulan yılın üyelik aidatlarını engeç müteakip yılın sonuna kadar ödemeyenlerin, kendilerine yapılan yazılı veya ilânen davetin tesadüf ettiği yılın sonuna kadar ve herhalde tebligattan itibaren bir yıl içinde gerekli ödemede bulunmayanların üyeliklerinin silineceklerine de düzenlemede bulunulmalıdır.Böylece, üyelik aidatlarındaki zamanaşımı süresine (Bir-beş yıl gibi) açıklık getirilmiş olacaktır.

 

 

           

           

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.