POLİSLİK RUHUMUZA SİNMİŞ: GÖRDÜĞÜMÜZ YANLIŞA SESSİZ KALAMIYORUZ…
POLİSLİK RUHUMUZA SİNMİŞ: GÖRDÜĞÜMÜZ YANLIŞA SESSİZ KALAMIYORUZ… E. Emniyet M. Yasar Durmaz 22 Ağustos 2026
Ne kadar emekli olsak, ne kadar emlak sektöründe çalışsak, ne kadar gazetecilik yapsak da bazı meslek alışkanlıklarından kurtulamıyoruz. Hele yıllarca polislik yaptıysanız, bu meslek insanın sadece üniformasına değil, insanın ruhuna da siniyor. BireyselEmeklilik Planları Karşılaştırma
Öyle emekli olduk diye de köşemize çekilmedik. Kahve köşelerinde oturmayı alışkanlık hâline getirmedik. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışına da sığınmadık. Gördüğümüz yanlışları, eksiklikleri ve aksaklıkları ilgili makamlara bildirmeyi kendimize görev addettik.
Evet ben bugün emekli bir kamu görevlisiyim. Gayrimenkul sektöründeyim, gazetecilik yapıyorum. Sosyal ve ticari hayatın tam içerisindeyim. Çevremizde gördüğümüz bir yanlış varsa “Bana ne?” diyemiyorum.
Çünkü polislik refleksi hemen devreye giriyor:
“Burada bir yanlışlık varsa, bunun ilgili makamlara bildirilmesi gerekir.”
Geçtiğimiz günlerde simit fiyatları üzerinden yaşanan tartışma bunun güzel bir örneği. Sahada 20 liralık tarifesi bulunan simidin 25 liraya satıldığını görüyorsunuz. Vatandaş soruyor: “Bu nasıl oluyor?”
Yetkililere soruyorsunuz. Cevap çoğu zaman aynı:
“Biz gerekli işlemi yaptık.”
“Bizim yetkimiz buraya kadar.”
“Bu konu bizim görev alanımızda değil.”
Elbette her kurumun farklı görev ve yetkileri vardır. Ancak kamu hizmeti, “Benim görevim değil” denilerek sorunların bir kurumdan diğerine havale edilmesi değildir.
Aynı anlayışı zaman zaman kendi sektörümüzde de görüyoruz. Ticaret Müdürlüğünün yaptığı denetimlerde, mevzuata aykırı şekilde emlak faaliyeti yürüttüğü tespit edilen kişilerle karşılaşıldığında, konunun vergi veya sosyal güvenlik boyutu varsa ilgili kurumlara bildirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ancak “Bu benim görevim değil” anlayışıyla Maliye veya SGK’ya bildirim konusunda çekimser kalındığı da olmuyor değil. SatılıkVe Kiralık Gayrimenkul Arama
Burada mesele başka kurumun görevini yapmak değil, tespit edilen durumu yetkili kuruma bildirmektir.
Aksi halde top sürekli bir kurumdan diğerine atılıyor. Biri “Benim görevim değil” diyor, diğeri “Benim yetkim değil” diyor. Sonunda vatandaş bakıyor ki sorun ortada, çözüm yok!
Tabiri caizse maç uzatmalara gidiyor ama bir türlü sonuçlanmıyor.
Hukukumuzda da bazı durumlarda suçu bildirmeme ayrıca suç olarak düzenlenmiştir. Türk Ceza Kanunu’nda kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak öğrendiği suçu bildirmemesi konusunda açık hükümler bulunmaktadır. CoğrafiHarita Ve Atlasları Keşfetme
Düşünün; bir trafik kazasına şahit oluyorsunuz, yaralı insanlar var. Bir kavga, hırsızlık veya başka bir suçla karşılaşıyorsunuz. “Beni ilgilendirmez” deyip geçmek elbette doğru değildir. Bazı durumlarda kanun, bildirimde bulunmayı yükümlülük haline getirmiştir.
Mesele aslında çok basit:
Yetki başka kurumda olabilir. Görev başka kurumda olabilir. Ama çözümün yolu vatandaşı kapı kapı dolaştırmak değil, doğru makama yönlendirmektir.
Çünkü vatandaş, hangi kurumun hangi mevzuattan sorumlu olduğunu bilmek zorunda değildir. Onun bildiği tek şey vardır:
“Benim bir sorunum var ve devletimden çözüm bekliyorum.”
Ben yıllarca polislik yaptım. Bugün üniforma giymiyorum ama o mesleğin sorumluluk duygusunu hâlâ içimde hissediyorum.
Çünkü emeklilik bizim için sorumlulukların sona ermesi değil, tecrübelerimizi toplumun yararına kullanacağımız yeni bir alandır.Herkesin kendi üzerine düşeni yapması gerektiğine inanıyoruz. Biz de kendimize düşeni yapmaya gayret ediyoruz. BireyselEmeklilik Planları Karşılaştırma
Peygamber Efendimizin, “İnsanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olandır.” anlayışını kendimize düstur edindik.
Bundan sonra da gördüğümüz yanlışlar karşısında susmadan, kırmadan, dökmeden; çözümün, hakkaniyetin ve kamu yararının yanında olmaya devam edeceğiz.
Ezcümle: Polislik bitti, üniforma çıkarıldı. Ama ruhumuzdaki görev anlayışı ve idealizm bitmedi.
Selam ve saygıyla…
|