Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtl?toplam kullanıc? 1836
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayıs? 11713
Açılan toplam Tartışma konusu sayıs? 236
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayıs? 757
Toplam 798 Bilgi Makalesi ve toplam 2062 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Görüş bildirebileceğiniz Ana Kategoriler
Anayasal Düzen (196) | Dış Politika (2595) | Ekonomi (261) | Eğitim (99) | Devlet Kurumlarımız ve Memurlar (78) | Adalet (89) | Milli Kültür (676) | Gençlik (30) | Siyasi Partiler ve Siyasetciler (949) | Tarım (160) | Sanayi (13) | Serbest Meslek Mensupları (7) | Meslek Kuruluşları (19) | Basın ve Televizyon (29) | Din (728) | Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız (54) | Bilim ve Teknoloji (15) | Milli Güvenlik (688) | Türk Dünyası (961) | Şiir (135) | Sağlık (212) | Diğer (3719) |

Görüş bildirebileceğiniz Devlet Kurumlarımız ve Memurlar konuları
Devlet kurumlarımız yeniden yapılanmalı mı? (7)
Devlet memurlarımız nasıl olmalıdır? Temel sorunları nelerdir? (8)
Devlet kurumları ile ilgili diğer konular (63)


Devlet Kurumlarımız ve Memurlar - Devlet kurumları ile ilgili diğer konular konusu hakkında görüşler
Yaşar DURMAZ - (Ziyaretci) 13.08.2026 11:56:54

MEVZUAT MI ENGEL, YOKSA BÜROKRASİ Mİ ENGEL?

MEVZUAT MI ENGEL, YOKSA BÜROKRASİ Mİ ENGEL?
E. Emniyet M. Yasar Durmaz
13 Ağustos 2026




Yıl 1995…

Mardin’den Kocaeli Emniyet Müdürlüğüne atamam yapıldı. Mali Şube Müdürü olarak göreve başladım.

O yıllarda özellikle Kocaeli’nin Körfez ve Dilovası bölgelerinde hileli, sahte ve kaçak akaryakıtla ilgili ciddi suistimaller vardı. Hileli akaryakıt olayları almış başını gidiyordu.

Meselenin önemli boyutlarından biri, bu kimyasalların sanayide kullanılacağı gerekçesiyle çok düşük vergilerle yurda sokulması, ancak bir kısmının amacı dışında kullanılarak akaryakıta karıştırılması ve bu yolla haksız kazanç sağlanmasıydı.

Yani mesele sadece kaçak akaryakıt değildi. Vergi kaybı ve haksız kazanç da söz konusuydu.

O dönemde mevzuat da yeterince caydırıcı değildi. Cezalar gülünç rakamlardı. Fakat biz, “Mevzuat böyle” deyip kenara çekilmedik.

Hekzan, toluen ve white spirit kimyasallarını daha gümrüklenmeden, antrepodan itibaren takip etmeye başladık. Ne kadar gelmiş, nereye gitmiş, hangi boya fabrikasına veya sanayi kuruluşuna sevk edilmiş; tek tek araştırdık.

Çalışmalarımız sırasında, akaryakıttaki bu haksız kazançtan yasadışı örgütlerin de nemalandığına ilişkin bilgiler de elde ettik.

Bunun üzerine kapsamlı bir rapor hazırlayarak Millî Güvenlik Kuruluna sunduk. Takip eden süreçte bu kimyasalların ithalatındaki uygulamalarda değişiklikler yapıldı ve zaman içerisinde GTİP pozisyonlarında vergi oranları yükseltildi.

Bununla da yetinmedik.

Valiliğin olurlarıyla Defterdarlık, Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü ve ilgili birimlerden oluşan bir denetleme komisyonu kurduk.

Vergi boyutunda Maliye devreye girdi, haksız kazanç ve vergi suistimallerinin üzerine gidildi.

Sonuçta başarılı sonuçlar aldık.

Bugün Kocaeli’de yaşanan bazı sorunlara baktığımda, 1995’teki bu tecrübem ister istemez aklıma geliyor.

Korsan emlakçılık, yetkisiz ilanlar, haksız ve fahiş fiyat uygulamaları konuşuluyor.

İl Ticaret Müdürlüğüne soruyoruz:

“Bu nasıl oluyor?”

Karşımıza çoğu zaman:

“Mevzuat böyle.”

cevabı veriliyor.

“Yetki Bakanlıkta.” deniliyor.

Elbette kamu görevlisi kanun ve yönetmelik çerçevesinde hareket edecektir. Keyfî işlem yapılamaz.

Ancak mevcut yetki sorunu çözmeye yetmiyorsa, sorun sahada devam ediyorsa yapılması gereken, “Yetkimiz yok.” deyip tutanakları Bakanlığa göndererek kenara çekilmek değildir.

Valilikten ve Bakanlıktan gerekli yetki istenebilir.

Denetim komisyonları kurulabilir.

Mevzuat değişikliği önerilebilir.

Kurumlar arasında ortak denetim mekanizması oluşturulabilir.

Tam da burada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın zaman zaman dile getirdiği “En büyük rakibim bürokratik vesayettir.” sözü daha bir önem kazanıyor.

Bürokratik vesayet; sahadaki sorunları çözmek yerine dosyalara, yazışmalara ve prosedürlere hapseden bir anlayıştır.

Oysa güçlü devlet, iradenin hızlı, etkin ve sonuç odaklı şekilde sahaya yansımasıyla mümkündür.

Bürokrasinin görevi engel koymak değil, çözüm üretmektir.

Bürokratın görevi “Bu benim yetkim değil.” demek değil; “Bu sorunu çözmek için hangi yetkiye ihtiyacımız var?” diye düşünmektir.

Çünkü vatandaş mevzuat maddesi değil, çözüm odaklı bir görev anlayışı istiyor.

Hal böyleyken günümüzde haksız fiyat uygulamalarında İl Ticaret Müdürlüğü sahada denetim yapıyor, tespitlerini İç Ticaret Genel Müdürlüğüne gönderiyor.

Aylar sonra cezalar geliyor.

İşte burada ayrı bir mesele daha ortaya çıkıyor:

Devletin denetim gücü var ama sonuç almak neden bu kadar zaman alıyor?

Devletin gücü yalnızca kanun kitaplarında değil, kanunun sahada uygulanmasında ortaya çıkar.

1995’te biz bunu yaptık.

Mevzuatın yetersiz kaldığı yerde kurumları aynı hedef doğrultusunda buluşturduk, denetimi güçlendirdik ve başarılı sonuçlar aldık.

Bugün de yapılması gereken budur.

Korsan emlakçılığın üzerine gidilsin.

Yetkisiz ilanlar denetlensin.

Haksız fiyat uygulamalarında sadece ceza değil, bunu alışkanlık hâline getirenlerin işyerleri kapatılsın ve işyeri çalışma ruhsatları iptal edilsin.

Ama vatandaşa sadece “Mevzuat böyle.” denilmesin.

Çünkü devlet, mevzuatın arkasına saklanarak yönetilmez.

Buradan tüm yetkililere açık çağrımdır:

Mevzuat yetmiyorsa yetki isteyin.

Çözüm üretin.

Gerekiyorsa düzenleme talep edin.

Kurumları aynı masada buluşturun ve sahada etkin denetim yapın.

Vatandaşın karşısına “Mevzuat böyle.” diyerek değil,

“Gereğini yaptık, yapıyoruz.” diyerek çıkın.

Çünkü kamu kurumlarının ve bürokratların görevi mazeret üretmek değil, kamu düzenini ve kamu otoritesini tesis etmeye çalışmaktır.

Selam ve saygıyla…


Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.