Eski bir istihbarat personelinin trajik ve dramatik hikâyesi 2/2
Bu noktada dosyanın en kritik kırılma hattı, “gizli tanık” meselesidir. Çünkü başvurucuya göre, kendisine yöneltilen suçlamaların omurgasını oluşturan bu tanığın beyanları test edilememiş, çapraz sorguya tabi tutulamamış ve dolayısıyla savunma hakkı ciddi biçimde zedelenmiştir.
Mahkeme incelemesinde iki ayrı eksen öne çıkar. Birincisi; kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıdır. Bu başlık altında yapılan değerlendirmede, tutukluluk süresinin ve buna ilişkin şikâyetlerin açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmış ve bu yönden ihlal tespit edilmemiştir. İkinci ve asıl önemli eksen ise adil yargılanma hakkıdır.
Anayasa Mahkemesi, özellikle tanık sorgulama hakkı bakımından ciddi bir sorun bulunduğunu tespit etmiştir. Mahkeme’ye göre, gizli tanığın beyanı mahkûmiyetin belirleyici unsurlarından biri haline gelmiş; buna rağmen başvurucuya bu tanığı sorgulama veya beyanlarını etkili biçimde çürütme imkânı tanınmamıştır.
Bu durum, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerini zedelemiştir. Sonuç olarak mahkeme, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine hükmetmiş ve yeniden yargılama yolunu açmıştır.
Bu karar, Türkiye’de ceza yargılamasında gizli tanık kullanımına ilişkin sınırların çizilmesi bakımından dikkat çekici bir örnektir. Mahkeme açıkça şunu ortaya koymuştur: Gizli tanık uygulaması tek başına yasak değildir; ancak bu tanığın beyanı belirleyici delil haline geliyorsa, sanığın bu beyanı sorgulama imkânı fiilen ortadan kaldırılamaz. Aksi takdirde yargılama, şeklen yapılmış olsa bile maddi anlamda adil olma vasfını yitirir.
Dosyanın teknik boyutu burada bitiyor gibi görünse de arka planına bakıldığında daha geniş bir güvenlik ve istihbarat bağlamı ortaya çıkmaktadır. Bu tür dosyalar özellikle Türkiye’nin Suriye sınır hattında yaşanan gelişmelerle birlikte değerlendirilmelidir.
2011 sonrası süreçte Suriye’de devlet otoritesinin zayıflaması, çok sayıda silahlı grubun ortaya çıkması ve bölgenin küresel güçlerin rekabet alanına dönüşmesi, Türkiye açısından ciddi bir güvenlik baskısı oluşturmuştur. Bu baskı, sadece sınır ötesi operasyonlarla değil, aynı zamanda içeride yürütülen soruşturmalar ve davalar üzerinden de hissedilmiştir.
Bu çerçevede, gizli tanık uygulamasının yoğun şekilde devreye sokulması tesadüf değildir. Devletler, özellikle istihbarat bağlantılı, sınır ötesi ilişkileri olan veya örgütsel yapılarla bağlantılı olduğu değerlendirilen dosyalarda açık tanık kullanmakta zorlanır.
Tanığın güvenliği, operasyonel bilgiler ve istihbarat kaynaklarının korunması gibi gerekçelerle gizli tanık mekanizması tercih edilir. Ancak burada kritik bir denge vardır: güvenlik ile hukuk arasındaki denge. Güvenlik refleksi ağır bastığında hukuk geri çekilir; hukuk geri çekildiğinde ise yargılamaların meşruiyeti tartışmalı hale gelir.
Önder Sığırcıkoğlu dosyası tam da bu gerilim hattında durmaktadır. Bir yanda devletin güvenlik kaygıları ve istihbarat temelli soruşturma refleksi, diğer yanda bireyin temel hakları ve adil yargılanma güvencesi. Anayasa Mahkemesi’nin verdiği ihlal kararı, aslında bu iki alan arasında yeniden denge kurma çabasıdır.
Mahkeme, dolaylı biçimde şunu söylemektedir: Devlet güvenliği sağlamak için bazı yöntemlere başvurabilir; ancak bu yöntemler yargılama sürecinde bireyin temel haklarını ortadan kaldıracak noktaya ulaşamaz.
Bu kararın jeopolitik açıdan okunabilecek bir başka yönü de, Türkiye’nin sınır hattında yürüttüğü mücadelede hukukun nasıl konumlandığıdır. Suriye krizi, Türkiye’yi klasik iç hukuk düzeninden çıkarıp yarı-hibrit bir güvenlik ortamına itmiştir. Bu ortamda istihbarat, askeri ve yargısal süreçler iç içe geçmiştir. Dolayısıyla bu tür davalar, yalnızca adliye koridorlarında değil; aynı zamanda sahada, sınır ötesinde ve uluslararası ilişkiler düzleminde şekillenmektedir.
Yasal perspektife göre Önder Sığırcıkoğlu başvurusu, yüzeyde bir bireysel hak ihlali dosyasıdır; ancak derinlikte Türkiye’nin güvenlik paradigması ile hukuk devleti ilkesi arasındaki gerilimi yansıtan örneklerden biridir. Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararı ise bu gerilimde terazinin tamamen güvenlik lehine kaymasına izin vermeyen, hukuku yeniden dengeleyici bir müdahale olarak okunmalıdır.
Anayasa Mahkemesi kararı ne diyor: Beraat kapısı aralandı mı? Önder Sığırcıkoğlu hakkında verilen Anayasa Mahkemesi ihlal kararı, doğrudan beraat anlamına gelmez; ancak beraat ihtimalini ciddi şekilde güçlendiren bir hukuki zemin oluşturur. Anayasa Mahkemesi, bu dosyada adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine hükmederek yeniden yargılama yolunu açmıştır. Bu kararın anlamı şudur: Önceki mahkûmiyet hükmü hukuki açıdan sorunlu kabul edilmiş ve yargılama sürecinin yeniden ele alınması zorunlu hale gelmiştir.
Yeniden yargılama sürecinde mahkeme, özellikle gizli tanık beyanı gibi tartışmalı delilleri yeniden değerlendirmek zorundadır. Eğer mahkûmiyet, büyük ölçüde bu tür sorgulanamayan veya savunma tarafından test edilemeyen bir tanık beyanına dayanıyorsa, bu delilin değeri ciddi biçimde zayıflar. Ceza yargılamasında sanığın aleyhine kullanılan delillerin güvenilir ve denetlenebilir olması esastır. Bu sağlanamadığında, mahkûmiyetin hukuki temeli sarsılır.
Bu çerçevede yeniden yargılamada üç temel ihtimal ortaya çıkar. Birincisi; dosyada gizli tanık dışında güçlü ve somut deliller bulunmuyorsa, mahkeme beraat kararı verebilir. İkincisi; deliller sanığın suçluluğunu kesin olarak ortaya koymaya yetmiyorsa, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereği yine beraate yakın bir sonuç ortaya çıkar.
Üçüncü ihtimal ise, gizli tanık beyanı dışında bağımsız ve güçlü delillerin bulunması halinde mahkemenin yeniden mahkûmiyet kararı vermesidir; ancak bu ihtimal, dosyanın yapısına bağlı olarak daha zayıf kalabilir.
Bu dosyada belirleyici olan temel soru şudur: Gizli tanık beyanı devre dışı kaldığında veya etkisi azaltıldığında, dosya ayakta kalabiliyor mu? Eğer cevap hayır ise, yani diğer deliller yetersiz kalıyorsa, beraat ihtimali oldukça güçlenir. Ancak dosya birden fazla güçlü delile dayanıyorsa, mahkûmiyetin devam etmesi de mümkündür.
Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararı, önceki hükmü otomatik olarak ortadan kaldırmaz; ancak “bu dosya mevcut haliyle sağlam değildir” mesajını verir. Ceza yargılamasında bu tür bir tespit çoğu zaman beraat yolunu açan en kritik eşiklerden biri olarak değerlendirilir.
Sığırcıkoğlu’nun yargılanması biraz zaman alacaktır. Kamuoyu; bu firari ve eylemlerinin perde arkasını er geç öğrenecektir. O bir görev insanı mı, hükümetin Suriye politikasına karşı çıkan bir aktivist mi, yoksa ülkenin düşmanları ile birlikte hareket eden hain mi? Bilenler biliyordur.
. Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com &1086;&1084;&1102;&1088; &1095;&1077;&1083;&1080;&1082;&1076;&1105;&1085;&1084;&1077;&1079;, &1044;&1080;&1082;&1075;&1072;&1079;&1077;&1090;&1077;
Seçilmiş Kaynakça
https://www.rudaw.net/turkish/world/300120182
https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/BB/2014/13176
https://www.rudaw.net/turkish/middleeast/turkey/3003202616
https://www.hurriyet.com.tr/gundem/tutuklu-eski-mitci-artik-gumrukcu-24564822
https://dogruhaber.com.tr/oso-kurucu-komutanini-muhaberata-teslim-eden-firari-mitci-lazkiyede-olduruldu
https://www.dikgazete.com/haber/turkiye-ye-karsi-casusluk-faaliyeti-yuruten-onder-sigircikoglu-tutuklandi-993687.html https://www.cnnturk.com/turkiye/onder-sigirciklioglu-kimdir-mit-tarafindan-yakalanan-firari-onder-sigirciklioglu-hangi-faaliyetlerde-buluncu-neden-araniyordu-12-2411752
|