İyi niyetli kötülük
İyi niyetli kötülük Yavuz Koca
y.koca@habererk.com
Yayınlanma : 21 Mayıs 2026 Genelde insanlığın, özelde ülkemizin sorunlarından birisi de bilgi kirliliğidir. Ve hele bilgisi olmadan fikri olanlar, cesaret patlamasıyla kulaktan dolma bilgileri gerçekmiş gibi paylaşanlar…
Takas:
Türkiye’nin değişik yerlerinde, “Tohum Takas Kulüpleri” var. “Zehirsiz Tarım İçin Çiftçiden Çiftçiye Tohum Takası” sözleri dikkat çekicidir. Genelleme yapmamak lazım. Bu kulüplerden, bilimsel olarak içi dolu, fanteziden uzak, ne yaptığını ve yapması gerektiğini bilenler mutlaka vardır. Bunlar dikkate alınmalı ve desteklenmelidir. Ama hangileri? İşte önemli soru budur.
Tohumculuk eğitimi olmayan, bilgili ve/ya bilgisiz kişilerin sosyal medya üzerinden organize bir halde insanları yönlendirmesi doğru olmasa gerek. Maalesef birçoğu işin terminolojisine bile vakıf değil bırakalım derinliğini… Kavram kargaşası almış başını gidiyor. “Yerel Tohum” yerine “Ata Tohum” demek neyi değiştirir? Bilmem kaç yüz yıllık tohum diyerek büyük paralara satabiliyorlar. Hem de adetle… İnanması güç ama gerçek…
Açlık:
Dünyanın alanı bellidir. Nüfus ise durmaksızın artıyor. Lakin ekilebilir-dikilebilir alanda artış olmadığı gibi azalış var. Ki bu topraklar sadece insanları değil bütün canlıları beslemektedir.
Örneğin, Türkiye’nin 50 yıl önce, 1975 yılında ekilebilir alanı yaklaşık 26 milyon hektarken nüfusu 40 milyon kadardı. 2026 yılında toplam ekilebilir alan 24 milyon hektar dolayında ama nüfusu 2 kattan fazla artarak 86 milyonu geçmiş. Peki bu insanlar ve diğer canlılar nasıl beslenecek?
Sadece yerel tohuma (Ata) dayalı üretim yeterli olur mu? Olmaz…
Organik ürünler ihtiyacı karşılar mı? İmkânsız…
Kısaca, üstün verimli çeşitler olmadan, yerel tohumlarla veya organik ürünlerle yetinmeye çalışmak, insanlığı açlığa mahkûm eder…
O halde, çözüm?
Çözüm:
Islah çalışmalarıyla üstün verimli, sağlıklı ve sertifikalı tohumlar geliştirmek, hibrit ürünlerle üretim artışı sağlamaktır. Bilimsel tohum çalışmaları sayesinde, 2025 yılında 368 milyon dolar tohum ihracatı gerçekleştirilmişken ithalatımız 285 milyon dolarda kalmıştır. Yani tohum dış ticaretinde 3,7 milyar TL fazlamız var…
Yerel çeşitlerin (Ata) ekimi, kullanımı yasak değil ki… Aksine melezleme çalışmalarında kaçınılmaz gen kaynaklarımız olup ürün geliştirme çalışmalarında muazzam çeşitlilik kazandırmaktadır.
Organik tarıma gelince, elbette tercih edilmelidir. Mümkün olsa da her şeyin organiği üretilse. Ancak ciddi devlet desteği olmasına rağmen üretim daha fazla artmıyor, çünkü belli rakamları geçebilmek işin tabiatına aykırıdır. Mesela, milli geliri Türkiye’nin yaklaşık 3 katı olan bazı ülkelerde bile, onca desteklemeye karşın organik gıda oranı 2,5’u geçmemektedir. Zaten sadece organik tarım yapılacak olsa, en iyimser tahminle toplam üretim 75 azalır ve esas felaket o zaman başlar. Kıtlık ve açlık…
Yereli Korumak:
Türkiye birçok bitkinin gen merkezidir. Endemik ürünler açısından dünyanın önde gelen ülkelerinden birisiyiz. Bunları gözümüz gibi korumak zorundayız. Bu bağlamda, genetik kaynaklarımızı kontrolsüz takasla, al gülüm ver gülüm hesapsızlığıyla dağıtmak çok tehlikelidir. Ve hele yabancılar bunları mumla ararken.
Adı, “iyi niyet” de olsa, soyadı kötülüktür.
Hülasa:
Bilim dışı açıklamalar iyi niyetle de yapılsa kötüdür... Araştırmak ve doğru bilgi iyidir, yereli korumak iyidir. Üreten ve doyuran ellere salat-ü selam olsun…
|