Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtl?toplam kullanıc? 1836
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayıs? 11667
Açılan toplam Tartışma konusu sayıs? 236
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayıs? 757
Toplam 798 Bilgi Makalesi ve toplam 2062 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Görüş bildirebileceğiniz Ana Kategoriler
Anayasal Düzen (194) | Dış Politika (2587) | Ekonomi (257) | Eğitim (99) | Devlet Kurumlarımız ve Memurlar (77) | Adalet (88) | Milli Kültür (670) | Gençlik (30) | Siyasi Partiler ve Siyasetciler (942) | Tarım (160) | Sanayi (13) | Serbest Meslek Mensupları (7) | Meslek Kuruluşları (19) | Basın ve Televizyon (29) | Din (723) | Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız (54) | Bilim ve Teknoloji (15) | Milli Güvenlik (687) | Türk Dünyası (960) | Şiir (135) | Sağlık (212) | Diğer (3709) |

Görüş bildirebileceğiniz Dış Politika konuları
Irak`ın kuzeyinde yapılan sınır ötesi harekat ne olmalıdır? (5)
Barzani mi daha tehlikeli PKK mı? (15)
Avrupa Birliği ile olan ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? (208)
ABD ve İsrail ile ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? (341)
Türk Dünyasıyla ilişkilerimiz yeterli mi ?hedef ne olmalıdır? (5)
Beşli Shangay örgütü ile ilişki kurmalı mıyız? (128)
Dış politika ile ilgili diğer konular (1885)


Dış Politika - ABD ve İsrail ile ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? konusu hakkında görüşler
Ömür ÇELİKDÖNMEZ - (Ziyaretci) 1.07.2026 11:25:22

Ankara NATO Zirvesi eşiğinde vekâlet savaşlarının yeni evresi

Ömür Çelikdönmez yazdı;
Ankara NATO Zirvesi eşiğinde vekâlet savaşlarının yeni evresi
Bölgesel ve küresel ölçekte değişimlere, yeni güç denklemlerinin ortaya çıkışına tanıklık ediyoruz. Bu nedenle XXI. yüzyıl uluslararası siyasetinin en dinamik ve yıkıcı enstrümanlarından biri haline gelen "vekalet savaşları" (proxy wars) kavramını, Türkiye’nin merkezinde yer aldığı Afro-Avrasya jeopolitiği ekseninde ele almak gerekiyor.

Neden mi? Çünkü küresel aktörlerin doğrudan askeri maliyetlerden kaçınarak devlet dışı silahlı aktörleri (NSAs), hibrit yöntemleri ve asimetrik harp unsurlarını kullanması, Türkiye`nin milli güvenlik doktrinini kökten bir dönüşüme zorlamıştır. Bu dönüşümün doğal sonucu olarak, bölgedeki sinsi vekalet mekanizmaları yapı sökümüne uğratılmakta ve Türkiye’nin bu tehditlere karşı geliştirdiği proaktif savunma doktrini işlevselleşmektedir.

Realizm ekseninde asimetrik tehdit ve vekalet savaşları…
Uluslararası ilişkiler literatüründe vekalet savaşı; iki veya daha fazla küresel gücün, birbirleriyle doğrudan sıcak çatışmaya girmek yerine, üçüncü bir tarafa (devlet veya devlet dışı aktörlere) verdikleri lojistik, finansal, askeri ve diplomatik destek vasıtasıyla kendi stratejik çıkarlarını realize etme mücadelesidir.

Neo-realist teorinin "güç maksimizasyonu" ve "maliyet minimizasyonu" ilkeleriyle paralellik gösteren bu durum, nükleer caydırıcılığın küresel güçlerin doğrudan çatışmasını engellediği Soğuk Savaş sonrası dönemde adeta bir asimetrik harp normuna dönüşmüştür. Türkiye gibi köklü ve binlerce yıllık devlet geleneğine sahip bir ülkenin bu değişimin dışında ve karşısında olması, beklenilemez.

&8203;Türkiye; Doğu Akdeniz, Orta Doğu ve Kafkasya havzasının kesişim noktasında yer alan jeostratejik konumu nedeniyle, küresel hegemonya mücadelesinin en yoğun hissedildiği "merkez üs" konumundadır. Coğrafyanın kader olduğunun bilincedir ve bu sebeple her türlü oldu bittiye hazırlıklıdır. Bölgede yürütülen vekalet savaşları, konvansiyonel askeri tehditlerin ötesine geçerek hibrit, sinsi boyutlar kazanmıştır.

Devlet dışı aktörler ve terörün araçsallaştırılması…
Vekalet savaşlarının en sinsi boyutu, uluslararası hukukta tanınmayan ve terör örgütü statüsünde olan yapıların, küresel aktörler tarafından "meşru yerel ortaklar" (local partners) olarak deklare edilmesidir. Mesela Suriye’nin kuzeyindeki istikrarsızlıktan faydalanan ABD ve bazı koalisyon ortakları, NATO müttefiklik anlayışı ve prensiplerine uymayan, Türkiye`nin güvenlik endişelerini öncelemeyen girişimlerle, PKK`nın Suriye uzantısı olan YPG`yi, Suriye Demokratik Güçleri (SDF) çatısı altında kamufle ederek asimetrik bir vekil güç olarak konumlandırmıştı. Unutuldu mu, asla?

Bu durum, uluslararası ilişkilerde "normatif aşınma" yaratmaktadır:
Devletlerarası ilişkilerde, küresel siyasette veya hukukta kabul görmüş kural, ilke ve değerler bütünü olan normların, esnetilerek, göz ardı edilerek veya sürekli ihlal edilerek zamanla içinin boşalması ve işlevini yitirmesi sürecinde baskın küresel güçler, terör örgütlerine modern konvansiyonel silahlar, lojistik entegrasyon ve uydu istihbaratı sağlarken, meşru müdafaa hakkını kullanan egemen devletleri (Türkiye) uluslararası kamuoyunda "istikrarı bozan aktör" olarak yaftalamaktadır.

Türkiye, Suriye iç savaşı sırasında hem Rusya hem de kendisi gibi NATO üyesi ülkeler tarafından sıklıkla bu suçlamayla karşı karşıya kalmıştır. Anlaşılan vekil unsurlar üzerinden bölgede; de facto (fiili) idari ve askeri yapılar kurularak, Türkiye`nin sınır güvenliği kalıcı bir jeopolitik kuşatma altına alınmak isteniyor. Belki geçici bir süre Suriye ve Irak`ta bu kuşatma işlevini yitirmiş gözükse de İsrail`in ve kışkırtıcı söylemlerine prim veren Yunanistan`ın Fransa`nın desteği ile güncelleniyor.

&8203;Mavi Vatan jeopolitiği ve Doğu Akdeniz ile deniz yetki alanlarında "paravan" kuşatma…
Vekalet savaşları, yalnızca kara hudutlarında değil, deniz yetki alanlarında (EEZ - Münhasır Ekonomik Bölge) ve enerji jeopolitiğinde de tüm sinsi boyutlarıyla tezahür etmektedir. Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon rezervlerinin keşfi, küresel güçlerin bölgedeki mikro devletleri paravan olarak kullanma iştahını kabartmıştır.

Nitekim uluslararası deniz hukukuna aykırı olan "Sevilla Haritası" ekseninde, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) öne sürülerek Türkiye, Antalya Körfezi’ne hapsedilmeye çalışılmaktadır. Küresel enerji kartelleri ve onların arkasındaki devletler, Türkiye ile doğrudan askeri bir krizi göze almak yerine, bu mikro aktörleri silahlandırarak ve diplomatik kalkan oluşturarak Türkiye’nin deniz egemenlik haklarını (Mavi Vatan) aşındırmayı hedefledikleri ortadadır.

&8203;Bilişsel Harp (Cognitive Warfare) ve toplumsal fay hatlarının manipülasyonu…
Vekalet savaşlarının dijital ve psikolojik boyutu, kinetik (fiziksel) savaştan çok daha yıkıcı sonuçlar doğurabiliyor. Literatürde "Beşinci Nesil Savaş" olarak adlandırılan bu süreçte, hedef ülkenin toplumsal yapısı ve karar alma mekanizmaları sabote ediliyor. Türkiye’nin içinden geçtiği ekonomik dalgalanmalar, düzensiz göç hareketleri ve sosyo-kültürel farklılıklar, küresel istihbarat servislerinin güdümündeki "dijital vekiller" (bot orduları, manipülatif medya ağları) tarafından sistematik olarak kaşındığı söylenebilir. Buradaki sinsi amaç, devlete karşı toplumsal güveni sarsmak, kutuplaşmayı derinleştirmek ve ülkeyi içeriden kırılgan hale getirerek dış politikada taviz vermeye zorlamaktır.

&8203;Türkiye`nin proaktif yanıtı: Türk savunma sanayii ve değişen askeri doktrin…
Küresel güçlerin bu çok boyutlu kuşatma stratejisine karşı Türkiye, son yirmi yılda askeri doktrininde köklü bir paradigma değişimine gitmiştir. Bu değişimin sacayaklarını; "tehdidi kaynağında yok etme" stratejisi ve yerli savunma sanayii odaklı teknolojik bağımsızlık oluşturmaktadır. Tam da bu noktada asimetrik harp dengesinden söz edebiliriz.

Türkiye, sınır ötesinde yürütülen vekalet savaşlarını manipüle eden küresel aktörlerin oyun planını, dünyada "Askeri Devrim" (RMA - Revolution in Military Affairs) olarak kabul edilen SİHA (Silahlı İnsansız Hava Aracı) doktrini ile bozmuştur. Mesela Karabağ savaşında bu yeni yöntemin ne kadar işe yarar olduğu adeta düşman gözüne parmak sokarcasına anlaşılmıştır. Yeni doktrin sayesinde sıfır personel riski ve 7/24 kesintisiz gözetleme imkanı elde edilmiş; sığınak delici akıllı mühimmatlarla vekil unsurlara karşı asimetrik bir üstünlük kurulmuştur. Bu durum eski hantal ve maliyetli askeri intikal süreçlerini tamamen dönüştürmüştür.

&8203;Bölgesel dengelerin yeniden kurulması…
Türk savunma sanayinin ürettiği yerli sistemler, vekalet savaşlarının yürütüldüğü üç ana cephede küresel aktörlerin ezberlerini bozmuştur: &8203;Suriye ve Irak’ın Kuzeyi: Bahar Kalkanı ve Zeytin Dalı gibi harekatlarda, vekil terör unsurlarının yanı sıra onları destekleyen konvansiyonel rejim unsurları ve hava savunma sistemleri sürü İHA/SİHA taarruzlarıyla etkisiz hale getirilmiştir.

Küresel güçlerin ve bölgesel koalisyonların desteklediği darbeci Hafter güçleri, Türkiye`nin meşru Libya hükümetine sağladığı SİHA ve elektronik harp desteği ile durdurulmuştur. Ermenistan`ın arkasındaki küresel/bölgesel statükoya karşı, Türk SİHA`larının Azerbaycan ordusu tarafından entegre kullanımı, konvansiyonel doktrinleri altüst etmiş ve 30 yıllık işgali sonlandırmıştır.

XXI. yüzyılın sinsi vekalet savaşlarının, uluslararası hukukun arkasından dolanan ve egemen devletlerin iç cephelerini hedef alan bir doğası mevcut. Türkiye, bu hibrit tehdit kuşağını yalnızca askeri tedbirlerle değil; yerli savunma sanayiinin getirdiği teknolojik üstünlük, proaktif istihbarat doktrini ve Mavi Vatan`da sergilediği kararlı diplomatik duruşla göğüslüyor. Küresel güçlerin gölge oyununa karşı Türkiye`nin geliştirdiği bu bağımsız savunma paradigması, vekil unsurların kullanım maliyetini küresel hamileri için katlanılamaz seviyeye çıkarmış ve Türkiye`yi bölgesel bir "oyun kurucu" (game changer) statüsüne yükseltmiştir. Beklemedikleri sonuca katlanmak zorundalar.

&8203;Ankara NATO Zirvesi ve yeni nesil vekâlet savaşları…
7-8 Temmuz`da Ankara`da gerçekleştirilecek olan kritik NATO Zirvesi, sadece ittifakın geleceğinin tartışılacağı bir diplomatik buluşma değil; aynı zamanda küresel ve bölgesel güçlerin asimetrik vekalet araçlarıyla gövde gösterisi yapacağı bir kırılma noktasıdır.



Türkiye`nin ev sahipliğinde düzenlenecek bu zirve, Ankara`nın hem Doğu-Batı dengesindeki "kilit" rolünü perçinlemekte hem de küresel hegemonların sinsi operasyon radarlarına girmesine neden olmaktadır. Bu kapsamda, zirve atmosferini manipüle etmek ve Türkiye`nin masadaki diplomatik elini zayıflatmak amacıyla devreye sokulabilecek yeni nesil vekâlet savaşı taktikleri, konvansiyonel askeri tehditlerin tamamen ötesine geçmektedir.

NATO Zirvesi, Türkiye’nin bölgesel denge politikasındaki jeopolitik ağırlığını pekiştirme potansiyeli taşırken, uluslararası aktörlerin rekabetini de asimetrik ve hibrit yöntemlere kaydırmaktadır. Zirvede Türkiye`nin savunma sistemi, sınır güvenliği ve Doğu-Batı enerji/lojistik koridorlarındaki rolüne dair çıkabilecek olası stratejik kararlar, rakip bölgesel ve küresel güçleri doğrudan bir karşı karşıya geliş yerine yeni nesil vekâlet savaşı araçlarını kullanmaya sevk etmektedir. Bu doğrultuda Ankara üzerinde şimdiden hissedilen ve zirve sonrasında da derinleşmesi beklenen çok boyutlu bir çevreleme stratejisi öngörülmektedir.

&8203;Saha hareketliliğinin yanı sıra, doğrudan devlet aktörleriyle ilişkilendirilemeyen ve uluslararası literatürde "APT" (Gelişmiş Sürekli Tehdit) olarak tanımlanan siber vekiller, Türkiye`nin kritik altyapılarını hedef almaktadır. Enerji nakil hatları, havacılık, iletişim ve lojistik ağlarına yönelik siber operasyonlar, siber savaşın sağladığı "inkâr edilebilirlik" imkânından yararlanılarak icra edilmektedir. Bu tür dijital saldırılar, Türkiye’nin küresel projeler için sunduğu "güvenli liman" statüsünü sarsmayı ve dijital egemenliğini sabote etmeyi amaçlamaktadır.

&8203;Sürecin jeoekonomik boyutunda ise finansal ve diplomatik vekiller ön plana çıkmaktadır. Türkiye’nin Kalkınma Yolu ve benzeri projelerle pekiştirmeye çalıştığı lojistik merkez olma konumu; uluslararası finansal manipülasyonlar, paravan ticari yapılar ve projelerin geçiş güzergâhındaki yerel marjinal grupların fonlanması yoluyla baltalanmak istenmektedir.

Bu durum,bazı düşünce kuruluşları ve etki ajanlarının uluslararası platformlarda yürüttüğü algı operasyonlarıyla da desteklenmektedir. Ankara NATO Zirvesi ve sonraki süreç, Türkiye için tehdit algısının sadece fiziksel sınır güvenliğiyle sınırlı olmadığını, siber, ekonomik ve bilişsel alanları kapsayan çok katmanlı bir savunma doktrininin zorunlu hale geldiğini göstermektedir.

Ankara`daki NATO Zirvesi ekseninde yoğunlaşan bu yeni nesil vekâlet savaşları, Türkiye`nin yalnızca fiziki sınırlarını korumasının yetmeyeceğini, siber alanda, dijital mecralarda ve bilişsel düzeyde de tam bağımsız bir savunma doktrini uygulaması gerektiğini göstermektedir. Türkiye, yerli yazılımları, siber savunma kümelenmeleri ve proaktif istihbarat stratejisiyle bu sinsi kuşatmayı bozacak kabiliyete sahiptir. Küresel gölge oyununun Ankara`daki zirve üzerinden yürüttüğü bu hamleler, Türkiye`nin bölgesel ve küresel bir aktör olarak yükselişini durduramayacaktır.

Siz içerdeki siyaset oyunlarına kulak asmayın. Onların hepsi kayıkçı kavgası. Cihan şümul kadim Türk Devleti, yeni sürece uyumlu yeni siyasi kadrolarıın önünü açıyor. Türk Çağı’na hoş geldiniz!..Siyaset

.
Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com
&1086;&1084;&1102;&1088; &1095;&1077;&1083;&1080;&1082;&1076;&1105;&1085;&1084;&1077;&1079;, &1044;&1080;&1082;&1075;&1072;&1079;&1077;&1090;&1077;

Seçilmiş Kaynakça

https://www.ssb.gov.tr/

https://www.usom.gov.tr/

https://www.diana.nato.int/

https://arxiv.org/abs/2603.05222

https://ccdcoe.org/library/publications/

https://natolibguides.info/hybridwarfare

https://www.hybridcoe.fi/all-publications/

https://www.belfercenter.org/programs/cyber-project

https://www.7deniz.net/sevillaya-karsi-mavi-vatan-haritasi

https://www.lacivertdergi.com/dosya/2020/12/10/mavi-vatanin-tarihsel-arka-plani

https://demokratikmodernite.org/vekalet-savaslari-ve-ortadoguda-catismalarin-donusumu/

https://trguvenlikportali.com/wp-content/uploads/2019/11/HibritSavas_SalihBicakci_v.1.pdf

https://cyberleninka.ru/article/n/proksi-voyny-i-sostoyatelnost-gosudarstv-v-sovremennom-mire/viewer

https://securityanddefence.pl/Introduction-to-the-Special-Issue-Proxy-forces-in-modern-warfare-2C1322872C02C2.html

https://ccdcoe.org/library/publications/international-legal-perspectives-on-cyber-operations-a-common-baseline-for-nato-allies/


Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.