Keşmir gerilimi tırmanıyor
Keşmir gerilimi tırmanıyor Keşmir, üç ülke arasında bölünmüştür. Srinagar ve Cemmu kentlerini de içine alan güney kısmı Hindistan`ın işgali altındaki bölge olan &8216;Cemmu Keşmir Eyaleti`dir. Pakistan kontrolünde olan kuzey kısmı ise &8216;Azadi Keşmir` (İşgalden kurtarılmış-Özgürleştirilmiş Keşmir) olarak anılmaktadır. Keşmir`in doğusunu oluşturan ve &8216;Aksa-i Çin` olarak bilinen dağlık bölge 1962`de Çin tarafından işgal edildi. Nüfus yoğunluğun az olduğu bölge halen Çin`in kontrolünde. Keşmir sorunu, Hindistan`dan bağımsızlığını ilan ederek ayrılan Pakistan ile Hindistan arasında 1947`den bu yana başlıca gerilim kaynağı oldu. İki komşu ülke bu bölge yüzünden şimdiye kadar 3 kez savaşa girdi.
72 yıldır Keşmir sorununun bir çözüme kavuşturulamaması &8216;Uluslararası Toplum`un ayıbıdır. Çünkü Keşmir`in Hindistan işgalindeki bölgesi olan &8216;Cemmu Keşmir Eyaleti`nde Hindistan devlet güçleri tarafından 1947 yılından bugüne çok ciddi insan hakları ihlalleri sürdürülmektedir. BM - İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet, son zamanlarda bu ihlallerin artarak devam ettiğini açıkladı. &8216;Cemmu Keşmir Eyaleti`nin halkının yüzde 80`i Müslümandır. Bugün Hindistan bir referanduma müsaade edecek olsa, kahir ekseriyetin tercihiyle &8216;Azad Keşmir Eyaleti` ile birleşme gerçekleşmiş olur. Bunu çok iyi bilen Hindistan, Pakistan ve Keşmirli siyasilerin referandum önerisini sürekli olarak reddediyor. Azatlık (bağımsızlık) için yıllardır mücadele eden Sivil Toplum Kuruluşları (STK), Hindistan tarafından yasaklanmıştır. Hindistan devlet güçleri Müslüman sivil halka ve onların temsilcisi olan kuruluşlara yönelik, tehdit ve potansiyel şiddet eylemleri çatışmaların artarak devamına sebep olmuştur ve de olmaya devam etmektedir. Hindistan, hem işgalci hem de saldırgan Hindistan, bağımsızlık yanlısı örgütlerin Pakistan`dan destek aldığını iddia ederek 14 Şubat`ta Azad Keşmir`deki bazı kampları bombaladı. Sınır boyunda taciz atışları dönem dönem yaşanırken, ``hava sahamız ihlal edildi, ediliyor´´ suçlamaları karşılıklı olarak tekrarlanıyor.
Bu girişimler elbette tehlikeli ancak daha tehlikelisi olan ise iki ülkeye ait uçakların limitlerini sonuna kadar zorlayarak birbirlerini kovalamalarının adı olan &8216;it dalaşı`na girmiş olmalarıdır. Çünkü, o dalaşmanın sonucu Pakistan, Hindistan`ın iki savaş uçağını düşürmüş ve iki ülkeyi yeni bir savaşın eşiğine getirmiş oldu. İşgal son bulmadan barış olmaz Pakistan, Keşmir olayını &8216;Egemenlik hakkı ve prestij mücadelesi` olarak görüyor. &8216;Prestije ve egemenlik` değerlerine aşırı düşkünlüğü olan Pakistanlıların bu konular üzerinde bir tartışma başlatılmasına veya bir pazarlığa girilmesine tahammülleri olmadı, bundan sonra da olmaz. Hindistan, baskıları durdurup işgale son verme yönünde adımlar atmadığı müddetçe Pakistan, işgal Keşmir`deki bağımsızlık yanlısı direnişçilere vermekte olduğu desteğini sürdürmeye mecbur kaldı ve de kalacaktır.
Ayrıca her iki ülkenin nükleer silah gücüne sahip olduğu unutulmamalıdır. Yeni bir savaşa yol açma tehlikesi bulunan Keşmir, anlaşmazlığına dünya devletleri seyirci kalmamalı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi bu konuda acil olarak devreye girmeli. Uzlaşma ve Keşmir konusunda kalıcı bir çözüm için iki tarafın kabul edeceği bazı ülkeler de arabulucu olmalı. Pakistan Başbakanı İmran Han, Hindistan`la gerilimin azaltılmasında rol oynaması için Cumhurbaşkanı Erdoğan`ı araması önemli ve anlamlıdır. Hindistan`ın da kabul etmesiyle Başkan Erdoğan`ın resmen bu görevi üstleneceği kanaatindeyim. Bu konuda Başkan Erdoğan yanına taraflara etki edebilecek ülke liderlerini yanına alır &8216;Keşmir Temas Grubu` oluşturulur ise Keşmir sorununa kalıcı bir çözüm bulunması için de görüşmeler başlatılabilir. Ancak herkes bilmeli ki; Keşmir`deki 72 yıldır anlaşmazlığa kalıcı bir çözüm getirilmek isteniyor ise öncelikli olarak Hindistan`ın Keşmir`deki işgali son bulmalı. Ayrıca, uluslararası gözlemcilerin kontrolünde yapılacak bir referandum ile Keşmir`in geleceği belirlenmelidir. Yani Keşmir`in geleceğine Keşmirliler karar vermeli. Görüşmeler ve çözüm arayışları bu gerçek dikkate alınarak başlatılmalı. Aksi halde bu olumsuz gelişmeler bitmez, artarak büyür ve devam eder. Hatta içinden çıkılması zor olan bir sürece taşınmış olur. Çünkü her an savaşa dönüşebilecek derecede karşılıklı talepler ve tehditler söz konusudur. Eğer, olayların olumsuz yönde ilerlenmesi istenmiyor ve soruna kalıcı bir çözüm bulunması hedefleniyor ise işte o zaman, dünya devletleri potansiyellerini bu yönde geç olmadan harekete geçirmeliler.
|