GENÇLİĞİN KIYMETİ
Mustafa Mete ÖZPINAR
GENÇLİĞİN KIYMETİ
KONUYA BAŞLARKEN:: Zehirli bir bal tabiri çok güzel bir örnektir. Günahların tanımı bu örnek üzerinden yapıldığı gibi haram sevmekte aynı buna benzetilmiştir. Başta tat verir, ama daha sonradan karın ağrısı ortaya çıkar.
"Ve o gençliğin sû-i istimali ile gelen hastalıkla hastahanelere ve kalp ve ruhun gıdasızlık ve vazifesizliğinden neş`et eden sıkıntılarla meyhanelere, sefahethanelere veya mezaristana düşeceklerini bilmek istersen, git hastahanelerden ve hapishanelerden ve meyhanelerden ve kabristandan sor. Elbette ekseriyetle, gençlerin gençliğinin sû-i istimalinden ve taşkınlıklarından ve gayr-ı meşrû keyiflerin cezası olarak gelen tokatlardan eyvahlar ve ağlamalar ve esefler işiteceksin."
Burada da gençliğini suistimal de, yani kötüye kullanmada başa gelebilecekler sayılıyor. Öncelikle gençliğini kötüye kullananlarda ortaya çıkanların hastalıkları nedeniyle hastanelere gideceği belirtiliyor. Taşkınlıklara neden olanların da hapishanelere gittiği bilinen bir durumdur. Kalp ve ruhun gıdasızlık ve vazifesizliğinden meydana gelen sıkıntılarla da ya meyhanelere, yani şarap ve içki içilen kötü yerlere gideceklerini ya da sefahathanelere, yani sonunu düşünmeden ahlâksız davranışların yapıldığı mâlum yerlere gittikleri de günümüzde görülmektedir mâlesef.
Bunları saydıktan sonra son gidilecek yer de söylenir. Ölülerin gömüldüğü mezarlar. Bunlara inanmıyor iseniz bizzat gidin ve kendiniz tecrübe edin. Elbette çoğunlukla, gençlerin gençliğinin kötüye kullanılmasından ve taşkınlıklarından ve haram keyiflerinin cezası olarak gelen tokatlardan eyvahlar ve ağlamalar ve hüzünler, gamlar, pişmanlıklar işiteceksin.
"Eğer istikamet dairesinde gitse gençlik gençlik gayet şirin ve güzel bir nimet-i İlahiye ve tatlı ve kuvvetli bir vasıta-i hayrat olarak âhirette gayet parlak ve bâki bir gençlik netice vereceğini, başta Kur`ân olarak çok kat`î âyâtıyla bütün semavî kitaplar ve fermanlar haber verip müjde ediyorlar."
Eğer insan doğruluk yolunda ilerlerse gençlik gayet şirin ve Cenâb-ı Hakk`ın bir lütfu ve ihsanı ve tatlı ve kuvvetli bir ALLAH`ın razı olacağı iyilikleri yapma aracı olarak âhirette gayet parlak ve sonsuz bir gençlik netice vereceğini, başta Kur`ân olarak çok kesin âyetleriyle ALLAH tarafından gönderilmiş vahiy olan bütün kitaplar, buyruklar, emirler ve fermanlar haber verip müjde ediyorlar.
Konuyla bağlantılı olarak Bediüzzaman Mesnevî-i Nuriye eserinde söyle bir tabiri geçmektedir:
"Âhirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde, fâni dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme."
Şimdi de Kur`ân-ı Kerîm`de geçen gençlik ve mükâfatlarıyla ilgili âyetlerden birkaç örnek verelim.
"Şüphesiz ALLAH`a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır." Bu âyette verilecek mükâfatlardan bahsedilmiştir. Diğer bir âyet-i kerîmede ise;
"Çevrelerinde ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dönüp, dolaşırlar." buyrulmuştur. Ashab-ı Kehf`in kıssâ edildiği Kehf Sûresi`nde ise şöyle buyurulur:
"O gençler mağaraya sığındıkları zaman, demişlerdi ki: `Rabbimiz, katından bize bir rahmet ver ve işimizden bize doğruyu kolaylaştır.` "
Gençlikle ilgili diğer semavî kitaplarda da âyetler geçmektedir. Her ne kadar tahrif olunmuş olsalar da bazılarını misal olarak verelim:
"Ey delikanlı, gençliğinle sevin, bırak gençlik günlerinde yüreğin sevinç duysun!"
"Genç erkeklere sağduyulu olmayı özendir."
"Genç insan yolunu nasıl temizler? Senin sözünü tutmakla."
"Kemiklerini dolduran gençlik ateşi, kendisiyle birlikte toprakta yatacak."
"Gençlik günahlarımı, isyanlarımı anımsa, sevgine göre anımsa beni, çünkü sen iyisin YA RABBİ!"
"Yiğidin elinde nasılsa oklar, öyledir gençlikte doğan çocuklar.
"Madem hakikat budur. Ve madem helal dairesi keyfe kâfidir. Ve madem haram dairesindeki bir saat lezzet, bazen bir sene ve on sene hapis cezasını çektirir. Elbette gençlik nimetine bir şükür olarak o tatlı nimeti iffette, istikamette sarf etmek lâzım ve elzemdir."
Bu paragrafı üstteki paragraflarda gereği kadar izah ettik. Ama bu paragrafta geçen "şükür" ile ilgili birkaç noktaya değineceğiz. Bediüzzaman Hz. şükür ile ilgili şöyle der: "Şükrün envâı var. O nevilerin en câmii ve fihriste-i umumiyesi namazdır."
"Şükrün mikyası, kanaattir ve iktisattır ve rızadır ve memnuniyettir."
Bir başka yerde ise şükür şöyle tarif edilir:
"Kur`ân-ı Hakîm, nasıl ki şükrü netice-i hilkat gösteriyor; öyle de Kur`ân-ı Kebîr olan şu kâinat dahi gösteriyor ki, netice-i hilkat-ı âlemin en mühimmi şükürdür." Şükür ile ilgili güzel bir lügât mânâsı da şudur:
"(Şükür) Kalb ile dil ile sâir azâlarıyla (diğer uzuv ve organlarıyla) olur. Nimet verene muhabbet etmek ve itaat etmek de şükürdendir. Şükür eden her nimeti ALLAH`ın razı olduğu yere sarf eder. Şükür; ALLAH`ın kullarından iyi amellerine mükâfat veya mücâzat (karşılık) vermesidir."
KAYNAKLAR: Age., s.325. (4) age., s.647. Kur`ân-ı Kerîm, Nebe` Sûresi, 31. Âyet. Kur`ân-ı Kerîm, Vâkıa Sûresi, 17. Âyet.N Kur`ân-ı Kerîm, Kehf Sûresi, 10. Âyet.
20 HAZİRAN 2025.
ALANYA
|