CİĞERLERİMİZ YANIYOR
Her yaz aynı acı, aynı manzara. Çıkan orman yangınlarında gökyüzü dumanla kaplanıyor, ormanlarda ki kuşlar çığlık çığlığa kaçıyor, dağlar sessizce yanıyor.
Denizli Buldan İlçesinde 3 gündür süren yangın yerleşim yerlerini tehdit etmeye başladı.
Ciğerlerimiz yanıyor ama birileri beton hayallerinin peşinde, birileri de bir sonraki imar planlarının peşinde, yangınlarda kül olan orman arazilerine çökmek için fırsat kolluyor.
Kusura bakmayın ama bu yangınların çoğu tesadüf değildir. Bu, bir planın, bir düzenin, bir çıkar zincirinin ateşidir.Bir ağaç sadece bir ağaç değildir; bir gölge, bir yuva, bir nefes demektir.
Bir orman yanarken sadece ağaçlar değil, içinde yaşayan kaplumbağalardan, arıdan kelebeğe kadar binlerce canlının yuvası kül oluyor. Toprak ölüyor, iklim dengesi bozuluyor. Aslında yanıp giden sadece ormanlar değil; aynı zamanda geleceğimiz de yanıyor.
Bu yangınlar kader değildir! Bu yangınlar “doğal afet” değildir! Bu yangınlar, ihmalin, vurdumduymazlığın, beceriksizliğin ve rant hırsının yakıp, yıkıp geçtiği yerlerdir.
Her yıl aynı şeyleri konuşup hiçbir şey yapmamak ve sadece üzülmekle bu işler çözülmüyor. Ormanlarımız için mutlaka daha sıkı önlemler ve daha etkili müdahale planları geliştirmek zorundayız.
Unutmayalım: Ormanlar sadece ağaçlardan ibaret değildir; aynı zamanda bir ülkenin nefesi ve ciğeridir.
|