Ahilikte Ölçü: Emrolunduğu Gibi Dosdoğru Olmaktır…
Ahilikte Ölçü: Emrolunduğu Gibi Dosdoğru Olmaktır… Ahi Evran’ın mirası olan Ahilik, yılda bir hafta kutlanan törenlerde söylenen güzel sözlerden ibaret değildir. Ahilik emrolunduğu gibi dosdoğru olmaktır.
17.09.2026 07:00
Yasar Durmaz
Kur’an-ı Kerim’de Hûd Suresi’nin 112. ayetinde Allah şöyle buyurmaktadır.
“Öyleyse emrolunduğun gibi dosdoğru ol; beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Aşırı gitmeyin. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.”
Bu ayet, insanın hayatına yön veren temel ölçülerden birini ortaya koyuyor: Dosdoğru olmak.
Tam da bu noktada, bugünlerde kutladığımız Ahilik Haftası’nın anlamı üzerinde biraz düşünmek gerekiyor.
Çünkü Ahilik yalnızca geçmişte kurulmuş bir esnaf teşkilatı değildir. Anadolu’da birliği, refahı ve toplum düzenini sağlayan; halkın maddî ve manevî ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde teşkilâtlanan bir sivil toplum kuruluşudur.
Aynı zamanda dürüstlük, adalet, helal kazanç, ölçü ve tartıda doğruluk, kul hakkına riayet, dayanışma ve güven üzerine kurulu bir hayat anlayışıdır.
Peki, bu değerler bugün ne ifade ediyor?
Bir esnaf için Ahilik; ayıplı malı gizlememektir. Ölçüde, tartıda ve hesapta hakkaniyetli olmaktır.
Bugünün ticaretinde ise bu anlayış, kendi sektörümden bir örnek vermek gerekirse; internetteki ilanda olmayan bir özelliği varmış gibi göstermemek, gayrimenkul ilanlarında metrekareyi veya özellikleri gerçeğinden farklı yazmamak, kapora ve emanet konusunda açık ve dürüst davranmak olarak ifade edilebilir.
Zira ticaret yalnızca para kazanma alanı değil, insanın karakterini ortaya koyduğu bir alandır.
Bu nedenle Hûd Suresi’nin 112. ayetindeki “emrolunduğun gibi dosdoğru ol” çağrısı, Ahiliğin temel anlayışıyla örtüşür.
Dosdoğru olmak, sadece işimize geldiğinde doğru davranmak değildir. Menfaatimize dokunduğunda da adaletten ayrılmamaktır. Güçlünün yanında değil, hakkın yanında durabilmektir.
İşte burada meslek kuruluşlarına da önemli bir görev düşüyor.
Esnaf odaları, ticaret ve meslek odaları yalnızca üyelerinin ekonomik taleplerini takip eden yapılar olmamalı; meslek ahlakının, güvenin ve adil rekabetin de güvencesi olmalıdır.
Üyelerine haklarını anlatırken sorumluluklarını da hatırlatmalı; haksız rekabete, kayıt dışılığa, yanıltıcı uygulamalara ve mesleğin itibarını zedeleyen davranışlara karşı açık bir duruş ortaya koymalıdır.
Çünkü bir meslek kuruluşunun gücü, yalnızca kaç üyeyi temsil ettiğiyle değil, temsil ettiği mesleğin itibarını ve disiplinini ne ölçüde koruyabildiğiyle de ölçülmelidir.
Son söz:
Ahi Evran’ın mirası olan Ahilik, yılda bir hafta kutlanan törenlerde söylenen güzel sözlerden ibaret değildir.
Asıl mesele, o anlayışın dükkânda, pazarda, işyerinde ve günlük hayatın içinde karşılık bulmasıdır.
Selam ve saygıyla…
(Not: Yarınki köşe yazımda Kocaeli’de yapılan Ahilik Haftası törenleriyle ilgili gözlemlerimi, aksaklıkları ve eksiklikleri aktaracağım.)
|