AKIL, AKILDAN ÜSTÜNDÜR DERLER...
AKIL, AKILDAN ÜSTÜNDÜR DERLER...
18.08.2026 07:37
Yasar Durmaz
BİLMEK KADAR DANIŞMAK DA BİR ERDEMDİR…
Hayatın olağan akışı içerisinde zaman zaman karşımıza bazı sorunlar çıkabilir.
Kimi zaman işimizde, kimi zaman aile hayatımızda, kimi zaman da çevremizde yaşanan bir olayın içinde kendimizi bulabiliriz.
Asıl mesele, böyle durumlarda nasıl hareket edeceğimizi bilmektir.
Peki, sorun mu var?
Önce kendimiz çözmeye çalışmalıyız. Buna rağmen bir sonuç alamıyorsak, o zaman bir bilene yani iştişare müessesesine başvurmalıyız.
Çünkü insanın her meselede başkasına ihtiyaç duyması doğru olmadığı gibi, her şeyi tek başına çözebileceğini düşünmesi de doğru değildir.
Bazen bir sorunun içinde o kadar çok yoğunlaşırız ki çözüm gözümüzün önünde olduğu hâlde göremeyiz. Kafamız doludur, canımız sıkkındır, öfkeliyizdir ya da olayın doğrudan tarafıyızdır. Böyle zamanlarda dışarıdan bakan birinin söyleyeceği basit bir cümle bile o meseleyi farklı görmemizi sağlayabilir.
Hepimizin hayatında böyle anlar olmuştur. Bir konuda karar veremez, aynı düşüncenin etrafında dönüp dururuz. Sonra güvendiğimiz, tecrübesine inandığımız bir insanla konuşuruz ve bazen mesele bir anda daha anlaşılır hâle gelir.
Özellikle önemli bir karar alırken acele etmemek, iyice düşünüp taşınmak gerekir. İçimizde hâlâ bir tereddüt varsa, o konuda tecrübeli ve akil insanlara danışmak yerinde olur.
İşte "istişare" dediğimiz şey tam da budur.
İstişare; hataları azaltır, daha doğru kararlar almamıza yardımcı olur ve sonradan duyabileceğimiz pişmanlıkların önüne geçer.
Danışmak, insanın bilmediğini kabul etmesi değildir. Tam tersine, doğruya ulaşmak için farklı fikirlerden ve tecrübelerden yararlanmaktır.
Çünkü insan ne kadar bilgili ve tecrübeli olursa olsun, her konuda yeterli bilgiye sahip olması mümkün değildir.
Fikir almak, duyduğumuz her şeyi kabul etmek anlamına gelmez. Dinlersiniz, değerlendirirsiniz, doğru bulduğunuzu alırsınız. Son kararı yine kendi aklınızla verirsiniz.
Asıl tehlikeli olan, insanın her şeyi bildiğini düşünmesidir. “Ben bilirim.” anlayışı, bazen insanın en büyük yanılgısıdır. Kendisine yapılan uyarıları dinlemeyen kişi, farkında olmadan aynı hatayı tekrar edebilir.
Bu durum günlük hayatın yanı sıra iş dünyasında, siyasette ve kamu yönetiminde de geçerlidir. Etrafındaki insanları dinlemeyen, eleştiriyi kişisel mesele hâline getiren ve farklı düşüncelere kapısını kapatan bir yönetici, zamanla kendi doğrularının içinde yalnız kalabilir.
Bu nedenle bir sorunla karşılaştığımızda önce kendi aklımızı ve tecrübemizi ortaya koymalı, elimizden geleni yapmalıyız. Sonuç alamıyorsak, bilen ve tecrübeli birinin görüşüne başvurmaktan çekinmemeliyiz.
Her şeyi bilmek zorunda değiliz.
Önemli olan, bilmediğimiz yerde bunu fark etmek ve doğru zamanda doğru kişiden fikir almaktır.
Bazen yılların tecrübesi, saatlerce, günlerce düşünüp bulamadığımız cevabı bulmamıza vesile olabilir.
Netice-i velhasıl;
Sorun mu var?
Çözebiliyorsan çöz.
Çözemiyorsan bir bilene danış.
Dinle, değerlendir ve kararını yine kendin ver.
Çünkü "Akıl akıldan üstündür."
Selam ve saygıyla…
|