Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtl?toplam kullanıc? 1836
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayıs? 11589
Açılan toplam Tartışma konusu sayıs? 236
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayıs? 757
Toplam 798 Bilgi Makalesi ve toplam 2062 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Görüş bildirebileceğiniz Ana Kategoriler
Anayasal Düzen (192) | Dış Politika (2579) | Ekonomi (256) | Eğitim (98) | Devlet Kurumlarımız ve Memurlar (74) | Adalet (87) | Milli Kültür (661) | Gençlik (30) | Siyasi Partiler ve Siyasetciler (925) | Tarım (160) | Sanayi (13) | Serbest Meslek Mensupları (7) | Meslek Kuruluşları (19) | Basın ve Televizyon (29) | Din (716) | Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız (54) | Bilim ve Teknoloji (15) | Milli Güvenlik (685) | Türk Dünyası (956) | Şiir (133) | Sağlık (212) | Diğer (3688) |

Görüş bildirebileceğiniz Milli Kültür konuları
Milli kültürümüzü nasıl geliştirebiliriz? (15)
Toplum giderek dejenere mi oluyor? (11)
Milli Kültür ile ilgili diğer konular (635)


Milli Kültür - Milli Kültür ile ilgili diğer konular konusu hakkında görüşler
Mustafa Mete ÖZPINAR - (Ziyaretci) 1.05.2026 17:24:57

TÜRK DÜNYASININ İLİM MERKEZLERİ

Mustafa Mete ÖZPINAR_

TÜRK DÜNYASININ İLİM MERKEZLERİ

GİRİŞ: Üzerinde yaşadığımız Anadolu toprakları, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bütün bu medeniyetlerden günümüze bazı miraslar kalmıştır. Bu mirasların bir kısmı kültürel değerler, bir kısmı mimari yapılar, bir kısmı da o medeniyetlere ait ilim merkezleridir. İlim, insanlığın her döneminde o günün şartlarına göre var olmuştur. İnsanlar sürekli yeni şeyler öğrenme ve kendini geliştirme mücadelesi içinde olmuştur. O sebeple ilim merkezleri, ilim tedrisatında görev alan hocalar ve eğitim gören öğrenciler her zaman değerli olmuş, kıymeti bilinmiştir.

Bu yazımda sizleri yine bir ilim yuvasına, zamanın önemli bir merkezine; Anadolu’da ilk üniversite diyebileceğimiz bir yere götüreceğim. Artuklular döneminde kadim medeniyetlerin buluşma noktası olan Dicle Havzası’nın önemli şehirlerinden Diyarbakır’da yaptırılmış Mesudiye Medresesi’ne hep birlikte gideceğiz.

Diyarbakır’ın Sur ilçesinde ve Ulu Cami’nin avlusunun kuzeydoğusunda bulunan medresenin yapımı, üzerindeki kitabeden anlaşılacağı üzere 1198–1223 yılları arasındadır. 1198 yılında Artuklu Meliki Ebu Muzaffer Sökmen döneminde yapımına başlanmış ve 1223’te Melik Mesud lakaplı Mevdud zamanında tamamlanarak eğitime başlanmıştır. Medrese, Halepli Usta Cafer bin Mahmud tarafından planlanmış ve kesme taştan iki katlı olarak inşa edilmiştir. Mesudiye Medresesi, içinde öğrenim yapılan Anadolu’daki ilk üniversite olma özelliğini de taşır.

Doğu-batı yönünde inşa edilmiş dikdörtgen planlı medresenin iki girişi vardır. Bu girişlerden biri Ulu Cami’ye açılırken, diğeri asıl giriş olup medresenin kuzeyinde yer alır. Geniş kemerli ve sivri beşik tonozla örtülmüş giriş bölümünden medresenin avlusuna ulaşılır. Kareye yakın bir plana sahip olan avlunun güneyinde, biri büyük olmak üzere üç kemerli revak yer alır. Medresenin avlusunda bulunan dekoratif mihrabın iki yanına yerleştirilmiş döner taş sütunlar, binada meydana gelebilecek çökmeleri tespit edebilmek için konulmuştur.

Medresenin avlusunun doğu kenarında, iki kat yüksekliğinde inşa edilmiş, sivri beşik tonozla örtülü büyük bir eyvan yer alır. Batı kanadında ise revaktan bir kapı ile geçilen mescit ile bunun kuzey ve güneyinde dikdörtgen planlı iki mekân bulunur. Mescidin kıble duvarında basit bir taş mihrap ve bu mihrabın üst kısmında bugün kısmen bozulmuş bir kitâbe yer alır. Medresenin mescidi alt katta yer alırken, müderris ve talebe odaları üst katta bulunmaktadır.

Medresenin alt kat revak duvarları, taş üzerine kabartma olarak yazılmış hat yazıları ile süslenmiş; ayrıca bitkisel bezemelerle işlenmiştir. Medresenin kuzey cephesinde yer alan kapısının üzerinde 1811 ve 1910 tarihli kitâbeler bulunmaktadır. Bu kitabelerden anlaşılacağı üzere medrese, Osmanlıların son dönemlerinde bazı tadilatlar geçirmiş ve bu tadilatlar sırasında medreseye birtakım eklemeler yapılmıştır.

Diyarbakır’ın tarihî hazinesi olan Mesudiye Medresesi sadece dinî ilimlerde değil; tıp, astronomi, fizik, biyoloji, ilahiyat, fıkıh, edebiyat ve felsefe gibi birçok farklı bilim dalında eğitim verilen bir ilim merkeziydi. Adeta bir Orta Çağ üniversitesi niteliğinde olan bu medrese, dört Sünni mezhebe açık fıkıh dersleriyle de tercih edilen bir eğitim kurumu olmuştur. Burada eğitim gören talebelerin sağlık ve sıhhatlerine de son derece önem verilirdi.

Günümüze kadar ayakta kalmayı başaran Mesudiye Medresesi, özelde Diyarbakır’ın, genelde ise ülkemizin kültürel mirasının en değerli parçalarından biri olarak ziyaretçilerini ağırlamaya devam etmektedir. Yüzyıllar öncesinden gelen bir ilim ve irfan yuvası olarak Anadolu’nun zengin tarihine ışık tutan Mesudiye Medresesi’ni henüz görmediyseniz; kadim kültürleri bağrında taşıyan Mezopotamya’nın kalbi, yüreklere ilham olan Dicle’nin hayat verdiği Diyarbakır’a vakit kaybetmeden gidin görün.

Kaynak: Dr. Osman Deveci

1---------------------------------15/NİSAN/2026-------------------------------1



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.