SİYASETTE, ŞAHSİYET ve HAYSİYETİN ÖNEMİ.
SİYASETTE, ŞAHSİYET ve HAYSİYETİN ÖNEMİ.
Türkiye’de son günlerde tuhaf bir siyaset havası var. Söz çok.Sembol çok.Slogan çok.Kutsal kavram çok. Ancak siyaset dünyasında dava adamlığından eser yok.
07.02.2026
Yasar Durmaz
Türkiye’de "siyaset" ve "riyaset" dünyasında son zamanlarda"karabasan"gibi üstümüze çöken tuhaf bir hava var. Söz çok.
Sembol çok.
Slogan çok.
Kutsal kavram çok.
Ancak; temsilde ağırlıktan ve dava adamlığından eser yok.
Siyaset semboller ve sloganlardan ibaret hale geldi.
"Dava" ve “beka” söylemleriyle kutsal değerlerin içi boşaltıldı.
Bu kavramlar, kimilerince söze başlanmadan önce dava adamlığından "Dem" vurulur oldu.
Kimi partiler bayrağı, milleti ve şehitleri dilinden düşürmez oldu.
Kimi partiler dini ve inancı siyaset kürsülerine taşır oldu.
Kimi partiler de Atatürk’ü, cumhuriyeti ve laikliği birer kalkan gibi kullanır oldu.
Kavramlar değişiyor ama yöntem hiç değişmiyor.
Halkın duyguları, toplumun ortak değerleri ve memleketin hassasiyetleri siyaset sahnesinde birer propaganda ve reklam malzemesi hâline getirilmiş durumda...
Oysa siyaset; kutsalların arkasına saklanma işi değil, sorumluluk alma işidir.
"Temsil" sadece bir koltuğa oturmak değil, o koltuğun ağırlığını da taşımaktır.
Siyaset rüzgâra göre yön değiştirmemek, menfaate göre dil değiştirmemektir.
Bir şehir veya bir memleket düşünün, siyaset sahnesinde, tabandan ve hayatın içinden gelenler değil de, sadece siyaset sayesinde var olanlar, siyaset yapıyorsa...
Üretmeden, risk almadan, bedel ödemeden sadece siyasetle var olan insanlar söz sahibiyse...
İşte o şehrin ve o memleketin vay hâline, hani derler ya "yandı gülüm keten helva" misali, tamda bu misal...
Çünkü temsilde "şahsiyet" kaybolduğunda, "haysiyet" yerini "sadakate" bıraktığında, "liyakat"ın yerine, salt "sadakat" ölçü olarak alındığında, siyaset milleti taşıyan bir güç olmaktan çıkar, millete yük olmaya başlar.
Gerçek siyaset ve temsil; halkın dertleriyle, dertlenmek, toplumun yükünü omuzlamaktır.
Aksi halde geriye sadece sloganlar kalır, hamaset kalır ve neticede değerlerin arkasına saklanmış bir siyaset kalır.
Dileğimiz odur ki: Bu ülkede; koltuğa yapışanların değil, karakterlerin konuştuğu, sloganların değil, hakkı savunan şahsiyetlerin belirleyici olduğu bir siyaset iklimine kavuşuruz.
Selam ve saygıyla...
|